Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Türkü Sanatçıları

1945 senesinde Divriği’de hayata gelen Abdullah Papur, 1989 senesinde Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Çocuk yaşlarında saz çalmayı öğrenen Abdullah Papur, usta malı türküler söyledikten sonra kendi eserlerine ağırlık verdi. Yurdun birçok şehrini gezdi. 1970 senesinden sonra toplumsal meselelere ağırlık veren Abdullah Papur, bu alanda da birçok eser meydana getirdi. Abdullah Papur’un evladı Ercan Papur da halk
Jandarma başgediklisi olan evladı Kemal Poyraz, gönderdiği mektupta babasının hayatını şöyle özetliyor: “Babam, H.1288 senesinde Divriği’nin Kesme köyünde doğdu. Babasının adı Abdullah Bey, anasının adı Sırma Hanım’dır. Poyrazoğulları adlı eski bir aileye mensuptur. Sekiz yaşındayken anne ve babasıyla birlikte İstanbul’a gittiler. Tahsiline İstanbul’da başladı. On beş yaşındayken babası vefat etti. Anasının karşı çıkmasına rağmen, Fatih
Celali, Bayburt civarındaki Tahsini köyünde XIX uncu asrın ortasında doğdu. Asıl adı Ahmet’ti. Celali, ömrünü çobanlık ve rençberlikle geçirdi. Erzincan, Erzurum, Tercan, Bayburt çevresindeki köyleri dolaşan Celali 1915 yılında öldü.
Aslen Eğinli olup, 1957 yılında İstanbul’da doğdu. Ticaret Lisesini bitirdi. Mehmet Özbek, Yavuz Top, Halil Atılgan, Hüsnü Aydoğdu gibi ustalarla müzik çalışmaları yaptı. 1978 yılında İstanbul Türk Müziği Konservatuvarına girdi. İstanbul’da çeşitli kurum ve kuruluşların korolarını çalıştırdı. 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosuna katıldı. Halen bu görevine devam etmektedir.
1950 yılında Kars’ın Göle ilçesinde doğdu. Öğretmen olan babasının Samsun’a atanması üzerine ailece bu ile yerleştiler. Sekiz yaşında saz çalmaya başladı. Kendisine aşıklık geleneğini ilk öğreten babası Aşık İnani (Selahattin Dülger) olmuştur. 1969 yılında Ladik Akpınar Öğretmen Okulunu bitirdi. Hakkari ve Samsun’un köylerinde öğretmenlik yaptı. Şimdi ise Samsun Çakırlar Köyünde öğretmenlik görevini sürdürmekte. Aşık Erdemli
Zilelidir. Çördük Oğullarından. 1840’da doğmuş, 1912’de Alaca’da ölmüştür. Orta Anadolu’da geniş bir ün kazanmış olan Ceyhuni, Tokatlı Aşık Nuri’nin yetiştirmesidir. Çok iyi saz çalardı. İstanbul’a gitmiş, Çırpıcı, Veliefendi çayırlarında, semai kahvelerinde saz çalmış, yarışmalara katılmıştır. Oldukça güçlü ve kültürlü bir ozandı.
1965 yılında Ordu, Mesudiye’de doğdu. Liseyi Ankara’da Aydınlıkevler İnönü Lisesinde bitirdi. Küçük yaşlarda yöre türkülerini söyleyerek başladığı müziğe kabak, kemane merakı ile devam etti. 1986 yılında Ankara Radyosu Gençlik Korosu’na kemane çalarak girdi. 1993 yılından itibaren bir süre Yurttan Sesler kayıtlarına iştirak etti. Hamoy Derneği başta olmak üzere bir çok dernek ve kurumun amatör korolarına
Vahit Dede’nin cönklerinden birinde, Bosnavi’nin 34 dörtlüklü “Ozanlar Destanı”ndan anlaşıldığına göre 19. yüzyılda yaşamıştır. Bu destanda Seyrani, Kenzi, Ecri, Mahzuni gibi hepsi de on dokuzuncu yüzyılda yaşamış ozanlardan söz etmektedir. Bosnavi takma adına bakarak Bosnalı olduğu söylenebilir. Şimdilik başka bilgimiz yok.
1902 senesinde Uşak iline bağlı Sorkun köyünde doğdu. İki yaşındayken gözlerini kaybetti. Henüz çocukluğunda sesinin güzelliği ile dikkatleri üzerine çekti. 15 yaşlarındayken aynı köyden “Hatça” isimli bir kıza vuruldu. Bu aşk yüzünden dört telli cura çalmaya başladı. Cura ve bağlama çalmasını babası İbrahim (İbilak)’den öğrenmiştir. 25 yaşlarındayken kemane çalmaya başladı. Bir zaman ud da çalmıştır.
1949 yılında Kars’ın Arpaçay ilçesinin Taşdere köyünde doğdu. Zeki, çalışkan olmasına rağmen ilk okuldan sonra okuyamadı. Çocuk yaşlarından itibaren İlhami Demir’in yanında çırak olarak saz çalmaya, şiir söylemeye başladı. Konya’da yapılan Aşıklar Bayramı’nda yetişti, pişti, usta bir aşık oldu. Halk edebiyatının bütün dallarında eserler verdi. Usta bir aşık olarak İzmir’de sanatını icra etmektedir.
1947 yılında Erzincan’ın Hah (Bahçeliköy) köyünde doğdu. Erzincan Lisesini bitirdikten sonra Erzincan Şeker Fabrikasında görev aldı ve buradan emekli oldu. Halen kendi köyünde tarımla uğraşan Ülker, renkli kişiliği, ince esprilerle dolu anlatımı ve yöre türkülerini güzel icra edişiyle tanınır. Folklor araştırmacılarının sıkça başvurduğu kaynak kişilerden biridir.
Hacı Ali Merdan adlı birisinin oğlu olan Himmet, Bolu’da doğmuş, memleketinde tahsile haşlamış, 1018’de (1609) İstanbul’a gelmiş, tahsilini tamamlamış, müderrislikte bulunmuş, Halvetiyyeden Konyalı Bezci-zade Muhyiddin Muhammed’in (1020 H. 1611) halifesi Hüsameddin Huseyn’e intisap etmiş, bir aralık memleketine gidip Bayramiyye’den Bolulu Hacı Ahmed’den hilafet almıştır. IV. Sultan Mehmed zamanında (1032 – 1049 H. 1623 – 1640)
Abdullah Sözen, 15 Mart 1956 tarihinde Kayseri vilayetinin, Yeşilpınar kazası, Keşlik köyünde doğmuştur. Gazi Üniversitesinin müzik bölümünden mezun olmuştur. TRT televizyonunda gösterilen “Bir Nefesçik Anadolu” programının müzik yönetmenliğini ve danışmanlığı yapan Abdullah Sözen, Ankara Radyosu Türk Halk Müziği Gençlik Korosu kurucularından olup, halen Ankara Radyosunda şef olarak mesleğini icra etmektedir.
Habib Karaaslan 1921 yılında Kayseri’nin Bünyan ilçesinin, Akkışla bucağına bağlı Gömürgen köyünde doğdu. Köy imamı olan babası Ali Hoca’dan Kur’an’ı Kerim’i küçük yaşta okuyup öğreniyor, harf inkılabı ile yeni harften üç sınıflı ilkokulu bitiriyor. Şair tahsil için babasına yalvarıyor ise de on bir baş nüfusunu zor geçindiren babası dokuz evladının en büyük oğlu olan şaire
1928 yılında Malatya’nın Boruk yaylasında doğdu. Gerçek adı Mahmut Taş olan ozan, Coşkuner mahlasını aldı ve bu mahlası soyadı gibi kullandı. Dedesi Mürseloğullarından Reşat Ağa’nın oğlu Mürsel, on dört yaşlarında Hatay yöresinden Malatya’ya göçmüş ve babası Tahir orada doğmuş. Mahmut Coşkuner, yedi yaşında anasını, on bir yaşında babasını kaybetti. On dört yaşına kadar el kapılarında
1956 Adıyaman, Gerger doğumlu olup Adıyaman sanatçıları içinde ilk İstanbul’a yerleşendir. İbrahim Tatlıses’in ilk yasal albümü “Ayağında kundura” plağı çıktığında Altuntaş’ın Ömer Plak’ta albümü çıkmıştır. Kürtçe müzik serbest icra edildiğinde ise ilk Zazaca, Kürtçe albüm yapan sanatçılardandır. Güzel bir sese sahip olan Altuntaş’ın on ulusal albümü vardır. Adıyaman’ın meşhur “Git güle güle gelin olasın” türküsünü
İclal Akkaplan, 1949 senesinde Mardin vilayetinin Tuhup köyünde hayata gözlerini açmıştır. Babası Osman Bey’dir. Ana tarafından Sivaslı’dır. Beş kardeşten, ikincisidir. Yedi yaşında Kütahya’da okula başlamıştır. Konservatuvarı kazanıp bitirdikten sonra pek çok sınava girmiş ve bu sınavları da kazanarak Mezosoprano sanatçısı olmuştur. Ankara korosunda çalıştıktan sonra 1972 senesinde solist sınavlarına girip bunları da kazanmıştır. 1972 senesinde
1968 yılında Erzincan’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İzmir’de tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuvarı Temel Bilimler bölümünden mezun oldu. Yine aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Türk Halk Müziğinde”, “Bar” adlı tez konusuyla yüksek lisansını tamamladı. Yurt içi ve yurt dışı festivallerde görev aldı. Ege Üniversitesi Türk Halk Müziği korosunu yönetti. Çalgısal
Asıl ismi Mustafa Fidanoğlu’dur. 1875 yılında Erzincan, Refahiye ilçesi Kabullar köyünde doğdu. Sarı Saltuk soyundan olup, Tunceli’den buraya gelmişlerdir. Çiftçilikle hayatını idame ettirmiştir. 1938 yılında Balıkesir’in Ulupınar Köyü’ne yerleşmişse de 1947 yılında tekrar Erzincan’daki köyüne dönmüştür. Alevi-Bektaşi geleneğinin temsilcisi olmuştur. Şaman-Ozan-Aşık, Dede-Baba kurumunun son yıllardaki örnek temsilcisi olmuştur. “Deli derviş” adı ile anılan ezginin mucididir.
Aşık Yandım Şekeroğlan (Yılmaz Şekerbay), 1943 yılında Kırşehir, Mucur’da doğdu. İlk-orta-lise ve yüksek tahsilini Ankara’da tamamladı. 1972 yılında A.Ü. Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesinin tiyatro ve etnoloji bölümlerini bitirdi. 1964-1970 yılları arasında çeşitli gazetelerde ve reklam sektöründe grafiker ressam olarak çalıştı. 1968 yılından itibaren film çalışmalarında grafiker, senarist, art director, kamera asistanı, reji asistanlığı