Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Pir Sultan Abdal

Alçakta yüksekte yatan erenler Yetişin imdada hangi yere gideyim Başım alıp hangi yere gideyim Gittiğim yerde de buldu dert beni Oturup benimle ibadet kıldı Yalan söyledi de yüzüme güldü Yalın kılıç olup üstüme geldi Çaldı bölük bölük böldü dert beni Üstümüzden gelen boran kış gibi Seherin sabahındaki düş gibi Yavru şahin pençesinde kuş gibi Çağırta
Aç artık dost kollarını Gel ey dostum yavaş yavaş Yol karlık gözüm görmez Gel ey dostum yavaş yavaş (Bağlantı) Haydar-ı şah senin adın Bilirim sende muradım Çok peygambere uğradım Gel ey dostum yavaş yavaş Bir su içtim derin gölden Hiç ayrılmam ben bu yoldan Arif olan anlar halden Cahillerden bilen yoktur Bağlantı Pir Sultan’ım konar
Yürü bre yalan dünya Yalan dünya değil misin Hasan ile Hüseyin’i Alan dünya değil misin Ali bindi Düldül ata Can dayanmaz bu firkata Bozkurt ile kıyamete Kalan dünya değil misin Tanrı’nın aslanın alan Düldül’ü dağlara salan Yedi kere ıssız kalıp Dolan dünya değil misin Bak şu kaşa bak şu göze Ciğer kebap oldu köze Muhammed’i
Ben de bu dünyaya geldim geleli Ağır çifte döner harmanım mı var Neyleyim dünyanın dolu malını Hesabın görmeye fermanım mı var Bu mülkün hesabın bizden sorarlar Anın için elin çekmiş veliler Harami var deyü korku verirler Benim ipek yüklü kervanım mı var Yitir şu gönülden hileyi yitir Ceht eyle elini anana yetir Bana derler gam
Uyurken üstüme geldi erenler Ne yatarsın gafil uyan dediler Mahitab olmuştur yüzün görenler Şunda duranlara merdan dediler Uyandım gafletten açtım gözümü Erenler payine sürdüm yüzümü Söylettiler hak söyledim sözümü Hak bin bir kelamı inan dediler Gökten indi derler idi İsa’ya Zebur’u Davud’a Tevrat Musa’ya Üçüncüde İncil indi İsa’ya Dördüncü Resul’e Furkan dediler Kanber önü sıra
Evvel ikrar verip beli diyenler İkrarı üstünde kaim dursunlar (Bu mısra eksiktir) (Bu mısra eksiktir) Aklı başında olur gerçek ise Yorulmaya eğer hali var ise Günleyin evinde mihman görürse Hak olan lokmayı ana versinler Mihman üçtür görmek yerli yerince Gerçek talib bilir heman görünce Kondurup mihmanı yerli yerince Yarasına göre merhem sarsınlar Mest olmuştur aşk
Ala gözlü Şah’tan bir dolu geldi Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver Balım Sultan Kızıl Deli’den geldi Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver Payım gelir İmamların payından On İk’İmam nesli Ali soyundan Kırkların içtiği üzüm suyundan Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver Beline kuşanmış nurdan bir kemer Aşkın dolusunu
Beri gel beri gel hey İman kulu Bek kapış koyverme tuttuğun eli Eğer … ile sürersen yolu Vebali boynuna ilazım değil Ele aldın aşk kitabın okursun Güle muhabbetin yine şakırsın Üstaz oldum deyü eksük dokursun Vebali boynuna ilazım değil Rehberin kapısı binbir kapıdır Hak rehberler talibini okudur Yola doğru gitmek mümin hakkıdır Vebali boynuna ilazım
Bu derdi kendime derman bilmişim Aşkın şarabına ferman dilmişim Bu derdi kendime derman bilmişim Aşkın şarabını dolu içmişim Her yolun sonunda sana gelmişim Yetiş medet Pirim yetiş ya şimdi Yetiş medet Pirim Ali yetiş ya şimdi Dostun elinde gül zordayım şimdi Kadı makamına divan kurulmuş Doğru söyleyenler burdan kovulmuş Cahil ile yol alması zor olmuş
Hu erenler bir müşkülüm var benim Server Muhammed’in nuru kandadır Aşka düştüm gece gündüz yanarım Muhammed Ali’nin nuru kandadır Serim verdim erenlerin yoluna Gönül arzu çeker cennet bağına Ol Muhammed Mustafa’nın nuruna Uğrayan mürurun yolu kandadır Yedisi sırdadır ayandır beşi Allah’a malumdur her kulun işi Üç yüz altmış altı deryanın başı Akan ırmakların gölü kandadır
Yönümü dönderdim Sarı Sultan’a Ali muradımız vere sabahtan Yüzümü süreyim Seydi Battal’a Münkire Zülfikar çala sabahtan Bülbül de bahçede gülşene kondu Hüseyin Hak için serini verdi Doldurdu bize de bir dolu verdi Ol Hızır’ın yeşil eli sabahtan Havaric’i dinden eden nisbettir Tac vuruldu bize yeşil kisvettir Mümine cennette nasip kısmettir Açılır cennetin gülü sabahtan Kul
İkiliği özüne alsa kişi Hakk’ın didarını görmez billahi Hor bakarsa evliyanın yoluna Eli bir gerçeğe ermez billahi Seyahat edip cihanı gezerse Doksan bin kelamı okur yazarsa Bir mümin Yezid’e kuşak çözerse Derdine dermanı bulmaz billahi Eli ile komadığın alırsa Yalan söyler Hakk’a asi olursa Tövbe etmez günah gümrah olursa Cehennem oduna yanar billahi Bir mümin
Peygamber buyurur ashablarına Aman beklen cehennemin yolunu Mümin kullar cehenneme varmasın Aman beklen cehennemin yolunu Cehennem safası asi kul ister Cennet-i Ala’dan bize yol göster Cebrail Mikail ol nazlı dostlar Aman beklen cehennemin yolunu Cehennemde vardır oddan dereler Asi kul isterler ceza vereler Korkma ümmetimi gizli süreler Aman beklen cehennemin yolunu Hele bir dahi Hakk’a
Ben Hak’kın edna kuluyum Kem damarlardan beriyim Ayin-i cemin bülbülüyüm Meydana ötmeye geldim (Bağlantı) Hudey hudey Şah aşkına Hak yardım etsin düşküne Hudey hudey Pir aşkına Hak yardım etsin düşküne Bir nefescik söyleyeyim Dinlemezsen neyleyeyim Aşk deryasını boylayayım Ummana dalmaya geldim Bağlantı Pir Sultan’ım yer yüzünde Hata var mıdır sözümde Eksiğim kendi özümde Darına durmaya
Şu yalan dünyaya geldim geleli Kahbe felek bizi çarha çalıyor Ecel gömleğini takdim eğnime Aldayıp da yüzümüze gülüyor Gidi düşman uğrun uğrun gülersin Size sağlık bize ölüm dilersin Bir gün olur saçın başın yolarsın Nicesinin malı mülkü kalıyor Kahbe felek ne iş işler bizlere Sarıyorlarmış on arşın bezlere Şu dünyaya bakan ala gözlere Bir gün
Kalktı havalandı gönlümün kuşu Uçmayınca gönül yardan ayrılmaz (Ilıdı suların çıktı meyyitim) Suyum ısıtsalar tenim yusalar Yunmayınca gönül yardan ayrılmaz Ustalar getirin tabutum çatsın Terziler getirin kefenim biçsin Ak göğsüm üstünde çimenler bitsin Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz Düşünce hey deli gönül düşüne Değirmenler döner çeşmim yaşına Cenazemi musallanın taşına Koymayınca gönül yardan ayrılmaz Sana derim
Gel ey babam bir minnetim var sana Düşeni kalkanı sen de görsene Erenler yolunu doğru sürsene Aman eyvallah babam sana eyvallah Hakk’ın kapısını ben açık buldum İbtida rehberim ben anda gördüm Aldım rehberimi ben dara durdum Mürşit eyvallah babam sana eyvallah Donanmayla samah erkan sürüldü Anı bilmeyenin kalbi buruldu Yezit oğlu on’ki kapıdan sürüldü Aman
Mürekkebim yoktur bir defter edem Yazam da sorayım yarime bari Halden bilen yok ki halim arz edem Bir nusha süreyim serime bari Bari Halil gibi nare atılam Aşkın ateşiyle yanam ütülem Elinde yola kul olam satılam Varam hizmet edem pirime bari Yusuf gibi kuyulara indirsin Kenan gibi şerbetinden kandırsın Sadık dostum beni hem inandırsın Sığınayım
Önüme bir çığır geldi Bir ucu var şar içinde Attarları bir dükkan açmış Her ne dersen var içinde Gir dükkana pazar eyle Hışmın yenip hazer eyle Aya güne nazar eyle Ay balkıyor nur içinde Ay Ali’dir gün Muhammet Okunur doksan bin ayet Balıklar da suya hasret Çarh dönerler göl içinde Göl içinde çarha döner Susuzluktan
Dün gece seyrimde ben bir ev gördüm Muhammed Ali’ye benzer kesimi Yine batınımda bir ere sordum Dedi bilir misin Eba Müslim’i Yetmiş bin batmandan teber çekerdi Yezid’in kalesin burcun yıkardı Gördüğü yerleri oda yakardı Çok şükür anlar da buldu hasmını Yetmiş kişi idik geldik bu yola Yalın kılıncı alınacak ele Mevla’m iman nasib etse bir