Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Karacaoğlan

Kadir Mevlam seni öğmüş yaratmış Çiçekler içinde birdir menevşe Bitersin güllerin harı içinde Korkarım yüzüne batar menevşe Yaz gelir de heveslenir bitersin Güz gelince başını alır gidersin Yavru niçin boynun eğri tutarsın Senin derdin benden beter menevşe Senin meskenindir kayaların sengi Kokusu menevşe güldür irengi Aradım dünyayı bulunmaz dengi Güzel yatağında biter menevşe Bakmaz mısın
Hey ağalar kış m’olacak Dağlar dumanlı dumanlı Bu gün yardan haber geldi Gönlüm gümanlı gümanlı Ben seni severim çoktan Kaşlar yay kirpiğin oktan Yar kervanı gelir şarktan Aslı Hotamlı Hotamlı Bölük bölük giden kızlar Sizi gördüm yaram sızlar Sünbüllü menekşe gözler Durur yeminli yeminli Karac’oğlan der erenler Hizmetim görsün yarenler Gencecikten yar sevenler Ölür imanlı
Dilber bize cevr-ü cefa Etmesin kerem eylesin Bizi koyup iller ile Gezmesin kerem eylesin Buyur gidelim odaya Durmuşum gelen kadaya Tenha buldukça vadeye Salmasın kerem eylesin Boyu uzun selvi gibi Beli incedir dal gibi Bahçede bülbüller gibi Ötmesin kerem eylesin Karac’oğlan’ın gülleri Aralamıştır elleri Şol başa gelen halleri Almasın kerem eylesin
Yurdundan göç eylemiş hep güzeller Gökde turnalar da çığrışıp gider Altı Arap atlı tuğlu vezirler Katarda mayalar buz(u)laşıp gider Yaz olunca her dereler çağlaya Dostu yoktur deli gönlüm eğleye Güzeller çekmiş göçünü yaylaya Hanı yaylam deyü arz(u)laşıp gider Gine yeşillendi dereler düzler Güzel medh-eylemek karımız bizler Al yeşil geymiş de gelinler kızlar Hanı yaylam deyü
Suya gider bir incecik yolları Kemer sıkmış ince düşmüş belleri Halka halka olmuş zülfün’ telleri Gene yolu yıkıp giden Emine Altının üstüne kandilli yazma Tülü maya gibi ığranıp gezme Ak göğsüne kara sayalar düzme Gene yolu yıkıp giden Emine Annacıma üç güzel geldi şar ile Seni gören ölür gider ahü zar ile Karşımda ne sallanıyo’n
Yarçın Yaylası’nda bir güzel gördüm Kaşları hilal gözleri cerandır Yanaklarında al al gülleri var Dili bülbül kendisi bir şahandır Çiçeklerden almış yüzün rengini Hayran oldum bulamadım dengini İnce bele salmış kemer bendini Bildim güzellere bu bir sultandır Karacaoğlan der bu yer neresi Altın Oluk Pınarbaşı çevresi İnce belde saçlarının turası Boyu servi endam akla ziyandır
Sonunu yokladım sonu yol imiş Yürü yalan dünya senden usandım Çok emekler çektim hepsi zay oldu Cesedin içinde candan usandım Ağırdır kalkmıyor yükümün tayı Demirdir çekilmez feleğin yayı Aradım cihanda nazlı yar deyi El içinde olan sözden usandım Karacaoğlan der ki bize ne oldu Koynumuz köpüklü kan ile doldu Saatim ay oldu günüm yıl oldu
Yer altında sarı öküz Kim bilir kaç yaşındadır Dört ayağı yer zulumat Bir sinecik peşindedir Kuyruğu omuza attı Kafası mağribe yattı Yetmiş bin melaike tuttu Hikmet onun başındadır Dağlar kadar yeri verirler Doymaz onu melillenir Bir yemeye pek az gelir Lezzet anca dişindedir Tüyü sarı alnı sakar Daim gider Hakka bakar Silkinse dünyayı yıkar Dünya
Ağlama hey kömür gözlüm ağlama Ağlamanın gülmeleri yakındır Br imdat olursa gani Hüda’mdan Gözüm yaşın silmeleri yakındır Avlatması çetin olur şahanın Havalanıp gökyüzüne ağanın Yüzü çifte benli dilber sevenin Şen olup da gülmeleri yakındır Siyah zülfün mah yüzünde tel gibi Acap biz de güler miyik el gibi Bir yeğit yar sevse o da gül gibi
Sabahtan sabaha fakılar okur Goncalar açılmış bülbüller şakır İbrişim atmalı havlular dokur Eymirli’den bir kız geldi pınara İmreni imreni yaratmış ezel İnce boylu usul boylu bir güzel Salını salını yürekler ezer Eymirler’den bir kız geldi pınara Yörü güzel yörü işin onara Gün değmiş de şavkı vurmuş pınara Gün üstüne bir gün daha doğar’a Eymirler’den bir
Sabahtan uğradım ben bir güzele Görünce aklımı verdim talana Leylağı sünbülü bilece yetmiş Cennet kokuları vardır alana Gök yüzünde meleklerin pirisin Yer yüzünde arıların balısın Yeni açmış has bahçenin gülüsün Kömür gözlüm kıymatını bilene Selam versem selamımı alman mı Ben seninim sen de benim olman mı Al yanaktan bir bergüzar vermen mi Seni deyi özleyip
Turnam yavrusun aldırmış Havada çığrışıp öter Günde görürken yüzünü Ayda bir gördüğüm yeter Ne bakarsın melül olup İk’elin yanına koyup Dün gece seyrimde görüp Hayalin kurduğum yeter Benim sevdiğim mah deyü Saçı sünbül siyah deyü Her gördükçe bir ah deyü Sinemi döğdüğüm yeter Karac’oğlan dünya fani Veren Allah alır canı Dilberim sevmezse beni Ben onu
Geliyor nazlımın göçü Tel tel olmuş ipek saçı Fındık fıstık badem içi Çerez olmuş memeleri Nideyim dünyada malı Boyunca geyinmiş alı Payas’ın da portakalı Turunç olmuş memeleri Cemali gösteren beldir İhsan eyle beni öldür Biri rayhan biri güldür Ne hoş kokar memeleri Karac’oğlan böyle demiş Balınan kaymağın yemiş Biri altın biri gümüş Ne bahalı memeleri
Aşağ’dan yukarı tırmandım geldim Şirindir dillerin eğlendim kaldım Vebalım boynuma işte ben öldüm Ölürsem mezarım göğsüne kaz kömür gözlüm Aşık olan aşıklar da bilir alasın’ Kalem sandım kaşlarının karasın’ Orda burda kul mu ararsın İşte ben kuluna gül kömür gözlüm Aşık olan aşıklar billir suçunu Cennet sandım kız göğsünün içini Taramış zülüfü de dökmüş saçını
Ala gözlerini sevdiğim dilber Güzellikte yarim idin bir zaman Gece gündüz kız sevdana yelerdim Can içinde canım idin bir zaman Ağır idin cilve ile naz ile Sinemi doldurdun acı söz ile Ahdım olsun konuşmaya kız ile Sıdkı bütün yarim idin bir zaman Al yanaktan akan ballar sanırdım Top kara zülfünü teller sanırdım Daha evvel değmez
Benden selam eylen gül yüzlü yare Bir saat karşımda dursun da gitsin Az mı çok mu sinemdeki yaralar Gelsin gözü ile görsün de gitsin Ben de pazar edemedim kız ile Aldı beni cilve ile naz ile Merhem eylesin de ballı söz ile Ak elile yaram sarsın da gitsin Fenadan da Karac’oğlan fenadan Bir selam geldi
Gel gözlerin öpeyim gel Ben aşıkım yalan değil Kaçma benden başın için Ağlar gözüm güller değil Bizde dilber bade içer İçer de ak göğsün açar Sürü sürü ceylan geçer Bu yol bizim yollar değil Bizde dilber nazlı olur Sürmeli ala gözl(ü) olur (Bu kısımdaki kelimeler aktarılmıyor) Bu dağ bizim dağlar değil Karac’oğlan yasın yazar Yasar
Aydın kazasında Turgut ilinden Aradım evlerin buldum gezerek Sırma karıştırmış sünbül saçına Döküp gider dal boyuna düzerek Hezeli de deli gönlüm hezeli Güz gelince dağlar döker gazeli Küçücükten sevdiceğim güzeli Aradım evlerin buldum gezerek Dağlarım dağlarım meskenim dağlar Divane gönlümü ya kimler eğler Oturmuş karşıma naz ile söyler Ak göğsünün düğmelerin çözerek Mestenedir Karac’oğlan mestene
Ala gözlerini sevdiğim dilber Senin bakışların bana yan gider On beşinde bir güzeli sevmeyen Bu dünyaya hayvan gelir bön gider Düğün olur Arap atlar yarışır Bayram gelir kanlı kinli barışır Durmaz gözüm gözlerine ilişir On parmağım memen ile san gider Karac’oğlan der ki böyle oluptur Ala gözün kan yaş ile doluptur Ol asırdan beri adet
Bir civan götürdü beni bahçeye Gördüm o bahçenin dalları sarhoş Yağmurlar yağar da rüzgarlar eser Eğilmiş selvinin dalları sarhoş Gül yarim oturmuş zerbab üstüne Hiç bakmıyor yarenine dostuna Yaz gelende çayır çimen üstüne Yar bade doldurur elleri sarhoş Yavrum çıkmış yücesine yuvalar İnmiş düz ovaya şahin kovalar Değmeyin Suna’ma beyler ağalar Humar humar bakar gözleri