Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Dadaloğlu

Kelep kelep olmuş dostun zülüfü Dökmüş ay yüzüne gider eğlenmez Bilmem Beydilli bilmem Köşekli Bir kız göçün çekmiş gider eğlenmez Yedeğine almış bir katar maya Haline münasip bir karşı taya Sarı şalta ile sıktırma saya Yıkmış hilali kaşın gider eğlenmez Bir çift güzel gördüm salınıp gider Cemalin şailesi beni deli eder Kaşlar helallanmış gözler el
Bir yiğit de anasından doğunca Kur’ağaçta bir dal bitmiş gib’olur Yaşı varıp on beşine değince Yükünü kumaştan tutmuş gib’olur Aşıklar sazını eline alsa Güzeller perdesin üzüne vursa Bir yiğit sevdiğin sesini duysa Gölde gövel ördek ötmüş gib’olur Eğlene de bire gönlüm eğlene Ay gele de orta yeri dolana Yiğidin sevdiği yanınd’olana Günde düğün bayram etmiş
Hani benim ile harbe girenler Benim imdadıma gelen ağlasın Kem haberim söylen Avşar kızına Saçı sümbül telli sunam ağlasın Dokuz boğum idi kargımın boyu Düşmana atkı atmak ecdadımın huyu Tavla da bağlı da küheylan tayı Oturak ad yavru şahin ağlasın Taktir böyle imiş de benim karedim Karalar bağlasın kalan pederim Yetim kaldı Paşa Efendim Hayradım
Allahım Allahım kadir Allahım Bizim burda öleceğimiz bilindi Emmiye dayıya haberler gelsin Sırkınt’oğlu yanımızda bulundu Amanın ağalar müşküldür halim Kesildi kervanım işlemez yolum Kardeşim Kara Mustafa oğlum Her baktıkça ciğerciğim delindi Yavru şahin gibi yüksekten uçar Düşmanın görünce göğsünü açar Aslan gibi pençe vurup kan saçar Kara Seyfi eli bağlı bulundu Mudara etmez adam oğlu
Avşar içinde bir güzel gördüm Kozan arasında çeker göçünü Kınalamış ayağını başını Sırma ile örmüş sümbül saçını Her sabah her sabah kendini öğer Altın saç bağları topuğu döğer Sade kaşı ile gözleri değer Acem ülkesinin tahtla tacını Dadaloğlu’m al yanağın gülünden Mis kokuyor saçlarının telinden İnce belli nazlı yarin elinden Üç beş sene bekleyelim Hacın’ı
(Necip PaÅŸa) Yozgat tarafından çıktı bir paşa Avşar’ınan Kürt’ü yaktı ateşe Dövüşün dövüşün de çıkaman başa Sen de gönlünle gel ey Kozanoğlu (KozanoÄŸlu) Ben Kozanoğlu’yum sırta kaçarım Ağzımdan burnumdan köpük saçarım Bir varırsam bin taneni biçerim Beri gel hasmını gör Necip Paşa (Necip PaÅŸa) Sen bir boz ağaçsın ben yeni balta Dövüşün dövüşün de sen
Karalar bağladı buruğu düştü Misis mihenk imiş alasın kaçtı Sırkıntılı Karahacılı kaçtı Boz kartala pay oldu ya ölünüz Avşar’ın uyluğu duruyor atta Cerid’in hopuru çıktı Yarsuvat’ta Kaçtı tecirliler hep selamette Kaçın Sırkıntılı Gavur Dağı carınız Çekildi Avşar’ın atlısı bindi Cerid’in üstüne peştemal döndü Göçmüş Sırkıntılı yurduna kondu Nerde kaldı kolu bağlı delimiz Der Dadal’ım bu
Selam söylen Reyhanlı’da Arap’a Hesap etsin yaz ayına ne kaldı Nevruz biter sümbül biter gül biter Top top edip dermemize ne kaldı Seçin ağalar da kötüyü seçin Yiğitin üstüne kemhalar biçin Yavuz at besleyen el malı için Bölük bölük bölmemize ne kaldı Ulam ulam olmuş galan yazılar Ceren avlar gök boncuklu tazılar Altı arap atlı
Oturmuş ak gelin taşın üstüne Taramış zülfünü kaşın üstüne Bir selam geldi başım üstüne Alırım kız seni komam illere Bir taş attım karlı dağlar ardına Yuvarlandı düştü yarin yurduna Ben yeni de düştüm sevda derdine Alırım ahdımı komam illere Atımın kuyruğu cura saz gibi Divana vurmuş da ergen kız gibi Alarmış yanağı bahar yaz gibi
Şu yalan dünyaya geldim geleli Giyinip kuşanıp işlemek gerek Cahil yar sevenin uykusu gelmez Uyanıp sohbete başlamak gerek Mürakipler var da burda duyarlar Duyarlar da birbirine koyarlar Şöylesi güzele nasıl kıyarlar Güzeli gül gibi beslemek gerek Ne güzel yetmiş de dostumun bağı El vurup gülleri dermenin çağı Sıra sıra olmuş yanakta beni Öperken onları düşlemek
Enginli yüksekli inen turnalar Onun için dolanırım ele ben Gönlüm durmaz şu alemi dolanır Niçin döndüm düzen tutmaz tele ben Din islam içinde olmaz gideler Ağ elini altın tasta yudular Seni bana gövel ördek dediler Onun için dolanırım göle ben Adama bakınca bir hoşça bakar O dostun hasreti sinemi yakar Ağ göğsün arası mis gibi
Ben sana ne yaptım hey kanlı zalim Siyah zülfün mah yüzüne moy dedi Bir ok vurdun deldi geçti sinemi Ne ağrıttı ne incitti oy dedi Bir keten geymiş de önleri sarı Kokar güller gibi dökülen teri Hörü mü melek mi yoksa bir peri Hiç görmedim böyle persek boy dedi Lahuri saçağı sırması telden Arasan bulunmaz
İp kalmadı salıncağa takacak İt kalmadı Binboğa’ya çıkacak İskan mıdır başımıza kakacak Arkasından yetişiyor sağları Bire Memicioğlu’m unutma bunu Lorşun benim derdin hanıya Hunu Unuttun mu kuzum geçen günleri Yalman kaypak geyer idi beyleri Yalanları gerçeklere kattınız Kumaş diye çulunuzu sattınız Avşarların aleyhine attınız Unuttun mu gök kır atlı ağ’ları Koca Payas bu oyunu çok
Yücesine çıktım baktım engine Ovasının köpüklenmiş selleri Yiğit olan düşmez ise dengine Kendisine güldürür hep elleri Yücesinden baktım gördüm uzağı Kahpe düşman kurar m’ola tuzağı Seçemedim hırsız ile kaçığı Daha kimler tuttu acap yolları Çok geçmeden nice atlı sökülür Cümlesi de yolumuza dökülür Yenilirsem boyuncuğum bükülür Eller derer has bağımda gülleri Beri gel de yayla
Felek senden şikayetim çok benim Tilki delisinden tef ettin beni Ya ben mi yanlışım yoksa imam mı Acemi imama saf ettin beni Dadaloğlu’m güler iken ağladı Aktı gitti gözüm yaşı çağladı Erkek çakal kollarımdan bağladı Amma dişi aslan affetti beni
Dumanlıdır Aladağ’ın lanı Ortasında sarı çiçek savranı Yiğitler durağı aslan yatağı Dilberlerin hep de böyle ala mı Pınarında bir yenice sağlık var Çimeninde ıstar görmüş yağlık var Kızlarında başkaca ağlık var Irmağı da şu dağların ala mı Koç yiğitler cirit oynar dölekte Geyikleri yaylım eder yaylakta Bir koku var toprağında ırmakta Gözüm yaşı davarında kala
Yürü bire Pınarbaşı Acap karın kalktı m’ola Gözü büyük ablak sunam Çığırından saptı m’ola Huda sılayı niyetim Gurbete verdin kısmetim Möhür gözlümün hasretim Yüreğini yaktı m’ola Tez gelir Kaynar’ın yazı Ters akar Mucur’un özü Zamantı’nın tutar yüzü Garbi değilse söktü m’ola Bülbülüm altın kafeste Yar sılada kulak seste Usul boylum Gördeles’te Yollarıma baktı m’ola Baktım
Hey ağ’lar her sürem ata binilmez Ata binince de uğru boş gerek Her güzele benim diye aldanma Kahkül kıvrım kıvrım eğri kaş gerek Yiğidin atı da kulağın diker Güzel ırgalanır da omuzun silker Kınalı keklik gibi gürleşir kalkar Güzele gerdan da ata döş gerek Yiğidin atı da çabuktan olur Güzelin yüzünde çifte ben olur At
Mağara çölünde kayga kuruldu Öttü tüfek davulbazlar vuruldu Duydum Bozoklunun beli kırıldı Bin atlıya yamaç onu Beylerin Küçük Hacı ile Gök Ahmet geldi Elaman vermedi hepsini kırdı Her birine yetmez beş böyle ordu İstanbul’a indi ünü Beylerin Ali Beyim attığını düşürdü Cad’oğlunun tedbirini şaşırdı Mağaralı soyuntusun devşirdi Kanlı gömlek oldu donu Beylerin Ali Beyin oğlu
Cerit Rakiye’den sökün eyledi Bir firkat geldi de serime doğru Altı arap atlı Avşar beyleri Çek altın başını Urum’a doğru Cerit Rakiye’den arayı açın Murad’ın altından Kined’i geçin Sarardı benziniz yaylaya göçün Çek atın başını Urum’a doğru Dolanayım Yarsuvat’ın yolundan İçen ölmez Binboğa’nın gölünden Arslan Bey’im Sar’aslan yolundan Çek atın başını Urum’a doğru Dadaloğlu’m der