Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Dadaloğlu

Şu yalan dünyaya geldim geleli Giyinip kuşanıp işlemek gerek Cahil yar sevenin uykusu gelmez Uyanıp sohbete başlamak gerek Mürakipler var da burda duyarlar Duyarlar da birbirine koyarlar Şöylesi güzele nasıl kıyarlar Güzeli gül gibi beslemek gerek Ne güzel yetmiş de dostumun bağı El vurup gülleri dermenin çağı Sıra sıra olmuş yanakta beni Öperken onları düşlemek
Enginli yüksekli inen turnalar Onun için dolanırım ele ben Gönlüm durmaz şu alemi dolanır Niçin döndüm düzen tutmaz tele ben Din islam içinde olmaz gideler Ağ elini altın tasta yudular Seni bana gövel ördek dediler Onun için dolanırım göle ben Adama bakınca bir hoşça bakar O dostun hasreti sinemi yakar Ağ göğsün arası mis gibi
Ben sana ne yaptım hey kanlı zalim Siyah zülfün mah yüzüne moy dedi Bir ok vurdun deldi geçti sinemi Ne ağrıttı ne incitti oy dedi Bir keten geymiş de önleri sarı Kokar güller gibi dökülen teri Hörü mü melek mi yoksa bir peri Hiç görmedim böyle persek boy dedi Lahuri saçağı sırması telden Arasan bulunmaz
İp kalmadı salıncağa takacak İt kalmadı Binboğa’ya çıkacak İskan mıdır başımıza kakacak Arkasından yetişiyor sağları Bire Memicioğlu’m unutma bunu Lorşun benim derdin hanıya Hunu Unuttun mu kuzum geçen günleri Yalman kaypak geyer idi beyleri Yalanları gerçeklere kattınız Kumaş diye çulunuzu sattınız Avşarların aleyhine attınız Unuttun mu gök kır atlı ağ’ları Koca Payas bu oyunu çok
Yücesine çıktım baktım engine Ovasının köpüklenmiş selleri Yiğit olan düşmez ise dengine Kendisine güldürür hep elleri Yücesinden baktım gördüm uzağı Kahpe düşman kurar m’ola tuzağı Seçemedim hırsız ile kaçığı Daha kimler tuttu acap yolları Çok geçmeden nice atlı sökülür Cümlesi de yolumuza dökülür Yenilirsem boyuncuğum bükülür Eller derer has bağımda gülleri Beri gel de yayla
Felek senden şikayetim çok benim Tilki delisinden tef ettin beni Ya ben mi yanlışım yoksa imam mı Acemi imama saf ettin beni Dadaloğlu’m güler iken ağladı Aktı gitti gözüm yaşı çağladı Erkek çakal kollarımdan bağladı Amma dişi aslan affetti beni
Dumanlıdır Aladağ’ın lanı Ortasında sarı çiçek savranı Yiğitler durağı aslan yatağı Dilberlerin hep de böyle ala mı Pınarında bir yenice sağlık var Çimeninde ıstar görmüş yağlık var Kızlarında başkaca ağlık var Irmağı da şu dağların ala mı Koç yiğitler cirit oynar dölekte Geyikleri yaylım eder yaylakta Bir koku var toprağında ırmakta Gözüm yaşı davarında kala
Yürü bire Pınarbaşı Acap karın kalktı m’ola Gözü büyük ablak sunam Çığırından saptı m’ola Huda sılayı niyetim Gurbete verdin kısmetim Möhür gözlümün hasretim Yüreğini yaktı m’ola Tez gelir Kaynar’ın yazı Ters akar Mucur’un özü Zamantı’nın tutar yüzü Garbi değilse söktü m’ola Bülbülüm altın kafeste Yar sılada kulak seste Usul boylum Gördeles’te Yollarıma baktı m’ola Baktım
Hey ağ’lar her sürem ata binilmez Ata binince de uğru boş gerek Her güzele benim diye aldanma Kahkül kıvrım kıvrım eğri kaş gerek Yiğidin atı da kulağın diker Güzel ırgalanır da omuzun silker Kınalı keklik gibi gürleşir kalkar Güzele gerdan da ata döş gerek Yiğidin atı da çabuktan olur Güzelin yüzünde çifte ben olur At
Mağara çölünde kayga kuruldu Öttü tüfek davulbazlar vuruldu Duydum Bozoklunun beli kırıldı Bin atlıya yamaç onu Beylerin Küçük Hacı ile Gök Ahmet geldi Elaman vermedi hepsini kırdı Her birine yetmez beş böyle ordu İstanbul’a indi ünü Beylerin Ali Beyim attığını düşürdü Cad’oğlunun tedbirini şaşırdı Mağaralı soyuntusun devşirdi Kanlı gömlek oldu donu Beylerin Ali Beyin oğlu
Cerit Rakiye’den sökün eyledi Bir firkat geldi de serime doğru Altı arap atlı Avşar beyleri Çek altın başını Urum’a doğru Cerit Rakiye’den arayı açın Murad’ın altından Kined’i geçin Sarardı benziniz yaylaya göçün Çek atın başını Urum’a doğru Dolanayım Yarsuvat’ın yolundan İçen ölmez Binboğa’nın gölünden Arslan Bey’im Sar’aslan yolundan Çek atın başını Urum’a doğru Dadaloğlu’m der
Beyler şikayetim çoktur felekten aman felekten Acem beyi mürşide defetti beni of Ben mi acemiyim yoksa imam mı Acemi imama saf etti oy oy Eller güldü Dadaoğlu’m ağladı aman ağladı Gader beni bir menzilde eğledi of Erkek çakal kollarımdan bağladı Şükür dişi aslan af etti oy oy
Sana derim sana Bey Mürseloğlu Asi suyu dalgalanıp coştu mu Şirin olur Bahadır’ın güzeli Koraf koraf Binboğa’ya göçtü mü Yine Kadıoğlu mu Maraş valisi Uslandı mı Dalkılıçlı delisi Ahmet Bey’di Elbeyli’nin ulusu Ferman çıkıp İstanbul’a göçtü mü Adana’ya divan harbi konunca On yedi bey o celseye varınca Derviş Paşa iskan emrin verince Kozanoğlu beyliğinden düştü
Oturmuş ağ gelin taşın üstüne Taramış zülfünü kaşın üstüne Bir selamın geldi başım üstüne Alırım kız koman ellere Bir taş attım karlı dağlar ardına Yuvarlandı düştü yarim yurduna Ben yeni de düştüm sevda derdine Alırım ahdimi koman ellere Atımın kuyruğu cura saz gibi Divana durmuş da ergen kız gibi Alarmış yanağı bahar yaz gibi Getirin
Avşar ellerinden sökün eyledim Şam’da Kul Yusuf’u görmeye geldim Ziyaret eyledim Şam-ı Şerif’i Ustam divanına durmaya geldim İsa Peygamber de havaya uçtu İdris peygamber de sahlebi içti Suyu suya köprü kurdu kim geçti Bu suali Yusuf’a sormaya geldim Pınarları vardır üstü yapılı Elleri var hocasına tapılı Bir şar gördüm üçyüz altmış kapılı Kimin açıp kimin
Turnam katar katar sefere varın Ordan efendimizi siz alın gelin Urum diyarında han huzurunda Bekletmen divandan söz alın gelin Çıksın Sultan Mahmut seyrana çıksın Sıvasın sırtını aslana baksın Hil’atlar geydirsin çelenkler konsun Ordan efendimizi tez alın gelin Davetçi gönderir şol Çapanzade Gayet sever muhabbeti ziyade Silinsin süpürsün döşensin oda Zayıftır vücudu uz alın gelin Mürseloğlu
Fırsatı ganimet bildi kötüler Böyle kalmaz padişahın çağları Eninize boyunuza eğlenin Sizin olsun da Binboğa’nın dağları Ev galmamış Binboğa’ya çıkacak İp galmamış ta salıngaca takacak Hemi Avşar mı galdı da başa kakacak Bir gün olur da geri gelir sağları Padişah tahtında devrik olursa Ağa beyler de gelip yerin bulursa Eğer bir gün de Avşar geri
Elem geldi elde değil gaziler Akar gözüm yaşı çağlar ne deyim Sağ selamet geçticeğim Binboğa Sual eyler benden dağlar ne deyim Deh bire deh bire nazlı kır atım Yarsuvat’ta kaldı atım pusatım Gelinler dul kaldı yavrular yetim Gelir babam diye ağlar ne deyim Elde gezer çok yiğitin cıdası Kara geldi bin iki yüz senesi Koc’Aslan
Çıktım Kozan’ın dağına Karı dizleyi dizleyi Yaralarım göz göz oldu Cerrah gözleyi gözleyi Kozan Dağı karlı buzlu İçi dolu gelin kızlı Öldürürler beyim seni O kafirler dünden sözlü Çıktım Kozan’ın dağına Kurşun attım dost bağına Aşiretten imdat olmaz Kaçalım Kozan’ın Dağı’na Kara çadırın karası Karıştı Kozan arası Ben öpmeğe kıyamazdım Ak göğsü süngü yarası Kara
Bizim dağlar çam ardıçlı meşeli Yaylasında lale sümbül döşeli Hayli zaman şu Tapan’dan aşalı Çukur’un kilidi beyler nic’oldu Gördüm Anavarza bir duvar taşlı Aşiret iskanda binalar taşlı Altı arap atlı böğrü kılıçlı Eli kuşlu boy beylerim nic’oldu Nerde aşiretler edepli uslu Oda çadırımız pek muhabbetli Üst yanı Bozdoğan altı Ceritli Kaplan postlu kır atlılar nic’oldu