Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Aşık Mahzuni Şerif

Dostlar böyle kardaş düşman başına Babamın başına belasın Salman Tarlayı tapuyu düşeşe verdin Kumar gecesinde ölesin Salman Yetmişlik anamın gırtlağın tuttun Beş kardeşin bütün hakkını yuttun Doğduğumda beni bir kıza sattın Bu dünya da evsiz kalasın Salman Babam’ın gözü kör yüzleri soldu Salman’ın elinde çilesi doldu Satmadık dört çocuk bir inek kaldı Yürü Allah’ından bulasın
Kahpe felek ben neyine karıştım Ağlar garip garip ikrar verenler (Bakar garip garip yüzüme benim) Karlı dağlar gibi dumanlı başım Bahar görünmedi gözüme benim Şu bizim yayladan göçmüş erenler Ağlar garip garip ikrar verenler Hanı nerde kaldı bizim yarenler Küller ekmeğime tuzuma benim Der Mahzuni sam yelleri esildi Yağmurlar yağmadı yerler küsüldü Koyunum ağladı koçum
Dört yol oldu bizim köye Geldi de unuttu bizi Yarim yanloş bir de selam Verdi de unuttu bizi Unuttu bizi unuttu bizi Yalan dolan bu aralar Neylesin ki fukaralar Utanmaz yüzü karalar Unuttu bizi unuttu bizi Çok düşündük ince ince Yürüdük onlar önünce Zalım koltuğu görünce Unuttu bizi unuttu bizi Mahzuni zamanı gözler Yaralarım derin
Erenler dost meclisine Girmeden tadı mı olur Erenlerin sefasını Sürmeden tadı mı olur Ben aşk ile buldum ilim Vallahi söylerim bunu Muhabbetten kini kiri Sürmeden tadı mı olur Duvarcılar duvar yapar Yapamazsa duvar sapar İnsan sevdiğine tapar Görmeden tadı mı olur Mahzuni dertliler beyi Sev sevmeyi kötü iyi Bir avcı güzel geyiği Vurmadan tadı mı
Bugün ben kırkları gördüm Ulu kervan yola doğru Eğildim yüzümü sürdüm Kerbela’da çöle doğru Ali Ali canım Ali Canımda cananım Ali Gül yüzlü sultanım Ali Himmet eyle kula doğru Hakk’a çıkar güzel yollar Hakk’ın dostu gönlü bollar Gülbank çeker derviş kullar Hazret-i Resul’e doğru Der Mahzuni kıblem Hak’tır Hak üstünde hakkın yoktur Gerçek olan insanlıktır
Duracak zaman değildir Yürüyün zalim üstüne Ölen ölsün kalan yeter Yürüyün Kıbrıs üstüne Gemimiz derine dalsın Uçağımız ıslık çalsın Türk ulusu öcün alsın Yürüyün zalim üstüne Hasan-Tahsin Yavuz-Adem Bu uğurda öldü dedem Düşmandan kaçanı nidem Yürüyün düşman üstüne Mahzuni der Türk milleti Kim oluyor Rum’un iti Son bulsun savaş illeti Yürüyün zalim üstüne
Vurun beyler vurun meydan sizindir Bizim de olacak zamanı vardır Uykudan uyandım görmez gözlerim Şimdilik başımın dumanı vardır Bizim tarlamızın tezeği serttir Ezilmez büzülmez dert oğlu derttir Yiğit meydanından dönen namerttir Yiğidin mazluma amanı vardır Hey bre Mahzuni ah bizim beyler Ah bre yandığım imanım köyler Ölen öldü artık el bize neyler Nice yahşilerin yamanı
Günah ne Sivas’ın ne Sivaslı’nın Bin yıllık pusuda yatanlarındır Hayvan sürüsünün günahı olmaz Onları elinde tutanlarındır İslam’ı koz edip Kur’an yırtanlar Hak dostluğu azaldıkça artanlar Taşı taşa çalıp gizli fırtanlar Bir masada keyif çatanlarındır Yurtta demokrasi dedik tutturduk Küçücük düzene yılan yutturduk Akrep yavrusunu çok avutturduk Günah şimdi çalım satanlarındır Mahzuni biter mi bu hegemonya
Kervan ile şu dağları Aştık deneye deneye Kim akıllı kim delidir Şaştık deneye deneye Kimi alim kimi softa Şöyle bir toplandık safta Kaplumbağaları çifte Koştuk deneye deneye Buharlandık bile bile Gök yüzünden çıktık yola Sel olduk dolduk bir göle Taştık deneye deneye Bakın hey erenler bakın Ne işleri vardır Hak’kın Kör gözünen ay’a yakın Ulaştık
Ah neyleyim düşkün oldum dünyada Ateşle tığ ile şişleyin beni Sevda dedikleri yaman belaymış Gelmeyin yanıma boşlayın beni Yiğit olan yiğit durur ahtında Çünkü bu dert gider bulur lahdinde Şeytana oy verdim Ali tahtında Lanet edin bana haşlayın beni Mahzuni Şerif’im hal beyan eder Müslüme düşmanım elimde teber Bilmem ki bu yol nereye gider Ben
Birbirinden farkı yoktur Tanrı’m dünyayı korusun İnsanoğlu mübarektir Tanrı’m dünyayı korusun Kökü gelmiştir derinden Adaletin bol yerinden Atom şeytanın şerrinden Tanrı’m dünyayı korusun Dinler benim için iyi Dilim varmaz kötü deyi İsevi’yi Musevi’yi Tanrı’m dünyayı korusun İster ayrı olsun dili İster sürsün başka yolu Bütün kullar Hakk’ın kulu Tanrı’m dünyayı korusun Mahzuni Şerif’im emi Düşün
Eşi mi vurulmuş karalar giymiş Kucağı kundaklı ağlar bir gelin Ceylan bakışını yerlere eğmiş Kucağı kundaklı ağlar bir gelin Mahzuni Şerif’im ağlar bu deme Zalım felek artık ömrümü yeme Adını sordum da adı Fadime Kucağı kundaklı ağlar bir gelin
Güzel Maraş sana nazar mı değdi Ahır dağı neden gamlı gamlısın Mor kayada yiğit canlar gezerdi Ahır dağı niye gamlı gamlısın Köyler de yakıldı yanmadı dağlar Yavrular ezilmiş analar ağlar Deniz’ler tükenmez damlalar çağlar Mahir’ler hiç bitmez doğar Sinan’lar Maraş halkı niye gamlı gamlısın Allah deyip tespih çekip gittiler Hakkın binasını yıkıp gittiler Camilerden gelip,
Ey Erenler akıp gitsem Ben o pirin sellerine Bana bir selamı gelmiş Kurban olam dillerine Gözüm görmez elim ermez Hatırına düşüp sormaz Göndersem o şaha vermez Desem seher yellerine Aşkile Pirime yasam Varıp divanına dursam Yüzümü dizine sürsem Niyaz etsem ellerine Mahzuni derdim tabibi Sultanım Gönlüm sahibi Bir eskimez kamer gibi Sarılayım bellerine
Öyle bir sülb-i köpeğe çattırdı felek beni Hak bilir ki her tüyünde yirmi bin şeytan yatar Dev halimde kel kirpiye yutturdu felek beni Burnunda leş kokar itin bıyığı kaytan yatar Ayrılmaz memusu milletin bir yudumcuk yal için Ovuşturur pis elini ar’ında duman yatar Pezevenklik şiarıdır para için pul için Avradı yatmasa yere kendisi gene yatar
Öyle bir zalımla ortaklık ettik Dolu ona düştü boş bana düştü Bir ulu defterde hesaplar tuttum Beş bin ona düştü beş bana düştü Bir deryaya girdik daldık dolaştık Ulu bir mecliste güldük gülüştük Vücudumu parça parça bölüştük Gözüm ona düştü yaş bana düştü Mahzuni denizle açtık arayı Arayı arayı buldum karayı Beraber çalıştık yaptık sarayı
Hakim olmak kolay değil Hak bulunmak isterken Öyle bir arayıştır bu balık umman içinde Gündüz kadar belli olsa bir insanın günahı İnanmak istemez gönlüm gene güman içinde Şu alemi yaratan var Hakk’a sırdaş kal gönül Doğruluk dost kapısıdır dostça gardaş ol gönül Yüz milleti bir canda gör Hacı Bektaş dol gönül Mahzuni özün yargıla bunca
Dünya dedikleri çukur hanımış Kalana mı durana mı yanayım İnsanlıktan geri ölen öldüren Ölene mi vurana mı yanayım Oy kırasım gelir böyle kalemi Kitap kitap doldurdular çilemi Tezekli tandırda düğün alemi Düğüne mi törene mi yanayım Mahzuni Şerif’im yanan yanana Babam diye göz diken çok anama Benliğini sevenlerden banane İnsanlığı yorana mı yanayım
Bu ne biçim adelettir Öldürecek zam fakiri Açlık en büyük nahlettir (lanettir) Öldürecek zam fakiri Dert mi yesin fakir hamal Aman paşa bu nasıl hal Boynunuzdan gitmez vebal Öldürecek zam fakiri Fakir kimden alsın murat Karnı açtır asık surat Senin karnın toktur kırat Öldürecek zam fakiri Zam zengine dokunmaz ki Zerrece içi yanmaz ki Böyle
Sana hasret sana vurgun gönlümüz Neredesin mavi gözlüm Nerde nerde nerdesin dost Bu gemi bu karadeniz Sarı saçlım mavi gözlüm Nerde nerde nerdesin dost Ararım izini Dolmabahçe’den Bir daha dönmez mi bu yola giden İçimde sen gözümde sen Sarı saçlım mavi gözlüm Nerde nerde nerdesin dost Kurban olam yürüdüğün yollara Kara peçe yakışmıyor kullara Uyan