Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Aşık Mahzuni Şerif

Güzel Maraş sana nazar mı değdi Ahır dağı neden gamlı gamlısın Mor kayada yiğit canlar gezerdi Ahır dağı niye gamlı gamlısın Köyler de yakıldı yanmadı dağlar Yavrular ezilmiş analar ağlar Deniz’ler tükenmez damlalar çağlar Mahir’ler hiç bitmez doğar Sinan’lar Maraş halkı niye gamlı gamlısın Allah deyip tespih çekip gittiler Hakkın binasını yıkıp gittiler Camilerden gelip,
Ey Erenler akıp gitsem Ben o pirin sellerine Bana bir selamı gelmiş Kurban olam dillerine Gözüm görmez elim ermez Hatırına düşüp sormaz Göndersem o şaha vermez Desem seher yellerine Aşkile Pirime yasam Varıp divanına dursam Yüzümü dizine sürsem Niyaz etsem ellerine Mahzuni derdim tabibi Sultanım Gönlüm sahibi Bir eskimez kamer gibi Sarılayım bellerine
Öyle bir sülb-i köpeğe çattırdı felek beni Hak bilir ki her tüyünde yirmi bin şeytan yatar Dev halimde kel kirpiye yutturdu felek beni Burnunda leş kokar itin bıyığı kaytan yatar Ayrılmaz memusu milletin bir yudumcuk yal için Ovuşturur pis elini ar’ında duman yatar Pezevenklik şiarıdır para için pul için Avradı yatmasa yere kendisi gene yatar
Öyle bir zalımla ortaklık ettik Dolu ona düştü boş bana düştü Bir ulu defterde hesaplar tuttum Beş bin ona düştü beş bana düştü Bir deryaya girdik daldık dolaştık Ulu bir mecliste güldük gülüştük Vücudumu parça parça bölüştük Gözüm ona düştü yaş bana düştü Mahzuni denizle açtık arayı Arayı arayı buldum karayı Beraber çalıştık yaptık sarayı
Hakim olmak kolay değil Hak bulunmak isterken Öyle bir arayıştır bu balık umman içinde Gündüz kadar belli olsa bir insanın günahı İnanmak istemez gönlüm gene güman içinde Şu alemi yaratan var Hakk’a sırdaş kal gönül Doğruluk dost kapısıdır dostça gardaş ol gönül Yüz milleti bir canda gör Hacı Bektaş dol gönül Mahzuni özün yargıla bunca
Dünya dedikleri çukur hanımış Kalana mı durana mı yanayım İnsanlıktan geri ölen öldüren Ölene mi vurana mı yanayım Oy kırasım gelir böyle kalemi Kitap kitap doldurdular çilemi Tezekli tandırda düğün alemi Düğüne mi törene mi yanayım Mahzuni Şerif’im yanan yanana Babam diye göz diken çok anama Benliğini sevenlerden banane İnsanlığı yorana mı yanayım
Bu ne biçim adelettir Öldürecek zam fakiri Açlık en büyük nahlettir (lanettir) Öldürecek zam fakiri Dert mi yesin fakir hamal Aman paşa bu nasıl hal Boynunuzdan gitmez vebal Öldürecek zam fakiri Fakir kimden alsın murat Karnı açtır asık surat Senin karnın toktur kırat Öldürecek zam fakiri Zam zengine dokunmaz ki Zerrece içi yanmaz ki Böyle
Sana hasret sana vurgun gönlümüz Neredesin mavi gözlüm Nerde nerde nerdesin dost Bu gemi bu karadeniz Sarı saçlım mavi gözlüm Nerde nerde nerdesin dost Ararım izini Dolmabahçe’den Bir daha dönmez mi bu yola giden İçimde sen gözümde sen Sarı saçlım mavi gözlüm Nerde nerde nerdesin dost Kurban olam yürüdüğün yollara Kara peçe yakışmıyor kullara Uyan
Belki gelmezsin bu ile Yolcu güle yolcu güle Sakın ha düşmeden dile Yolcu güle yolcu güle Veren alacaktır canı Toprakta kalırdın hanı Sakın ha unutma beni Yolcu güle yolcu güle Usanmadın mı gezmeden Böyle okuyup yazmadan Sakın gülleri üzmeden Yolcu güle yolcu güle Mahzuni’yim yoldan kalma Arayıp belanı bulma Sakın sözüme darılma Yolcu güle yolcu
Ben de bir insanoğluyum Bırak beni konuşayım Bir başım bir beynim vardır Bırak beni konuşayım Ve insanca danışayım Senin dilin benim dilim Yakışmaz insana zulüm İnsanım hayvan değilim Bırak beni konuşayım Ve insanca danışayım Düşünen cahil olamaz Cahil kendini bilemez Can ölür fikir ölemez Bırak beni konuşayım Ve insanca danışayım Mahzuni halk (hak) için ölsün
Yürü bre Kızılırmak Bu akışın nere böyle Buna can dayanır mı Çok yıkılır dere böyle Şubat gelince çağlarsın Niye yolcuyu bağlarsın Dertli misin çok ağlarsın Kaderin mi kara böyle Bunca yiğitleri n’ettin Kıvrılarak aktın gittin Yüz beş asır hizmet ettin Bizim ağalara böyle Kızılırmak deniz dibin Ya kimdir senin sahibin Sanki rengin gibi rengin gibi
Gönül nerden aldın sen böyle çalımı Haberin yok poz içinde pozun var Kimin olur kötü sözün gelimi Ne habersiz ayrı ayrı izin var Cahiller kamilin sözünden bilmez Çürük pabuç ile Şam’a gidilmez Koyun sürüsünde hınzır güdülmez Bu hal ile poz içinde pozun var Bir damlan bulunmaz denizim dersin Hayal kaplarından çok pilav yersin Böyle gitme
Bir elinde kadeh var nerden gelirsin canım İçip de ağlamayı derman bilirsin canım Dünya fani bahçedir bir gün ölürsün canım Adam olamadın gitti zevzek Beni bilemedin gitti zevzek Yürü be yürü be yürü be yürü be insan değilsin Kendini bilmeyen canım eli ne bilsin Halkı halkı halkı halkı Hakkı ne bilsin Hele bak şu aynaya
Güzel sevdim Gümüşhacıköyü’nde Ona gelenlerin dizi yorulmaz Hüseyin kokuşlum Ali bakışlım Sevdiğini kıramaz da kırılmaz Yıllar yılı gitmez benden bu vebal Geçmiş yıllar olmaz ki bize masal Ona kusur değil ayağı topal Onu sevmekten hiç aşık yorulmaz Mahzuni Şerif’im kendini tanı Bir dağda rast geldim dostuma yani Bana bu sevgili Hakk’ın İhsan’ı Ulaşılmaz kolay kolay
Öyle bir zamana geldik Küfrün adı iman oldu Doğru dürüst gider iken Hakkın yolu duman oldu Koyun sesi kurdun sesi Bir çıkıyor neyin nesi Adamın adam sevmesi Geçti hayli zaman oldu Dost rüzgarı kesti hızı Okşadı gitti camızı Daha dünün suratsızı Şimdi kaşı keman oldu Irgat koşar ekmek zalım Ele geçmez de bakalım Der Mahzuni
Kalemine kurban olduğum katip Yaz şikayet defterine yaz beni Boynuma musallat tokunu takıp Elet götür divanına diz beni Ferhat misaliyim dağlar delerim Sevinirim derdim ile gülerim Yaralı kuzuyum ayrı melerim Anam öldü kabul etmez yoz beni Mahzuni Şerif’im sarardım soldum Derdimin içinde dermanı buldum Artık ben zevkimden dünyadan kaldım Ne tatlı belaya saldı dost beni
Ne uzaktır şu Maraş’a Aman köyüm dertli köyüm Yol bitmiyor koşa koşa Aman köyüm yiğit köyüm Ocakları tezek dolu Gözlerime gider külü Çamurdan çıkılmaz yolu Eyvah köyüm yiğit köyüm Avukat yer parasını Muhtar eker merasını Kimse sarmaz yarasını Aman köyüm dertli köyüm Savaş gelince köy köydür Seçim gelince köy köydür Ondan başka hiçbir şeydir Aman
Dostlar ben Allah’ı inkar etmedim Bu şekilde hayvan kalana çattım Şeriat’ı sevdim yere yatmadım Gösterişe namaz kılana çattım Arapça değildir Allah’ın dili Allah evi yapmaz Allah’ın kulu Camiden geçer mi cennetin yolu Burda cehennemlik olana çattım Ne sakal ne bıyık dosta yetirir Ne dua ne telkin canlar bitirir Ne muska ne divit Hakk’a götürür Ben
Bize layik bize her türlü bela Biz bize kıyana uyduk ondandır Hırsızı koruduk azgını sevdik Nerde yiğit varsa kıydık ondandır Kırk yaşlımız bilmem dedi huylaştı Bebekler huylandı kötü toylaştı Yerdeki toprağı aldı paylaştı Şükür dedik hatır saydık ondandır Mahzuni Şerif’im paylaşmak güzel Söylerim sözümü çalmam hiç gazel Korku kalkar birleşirse bir çok el Ayrı gayrı
Kör olası devran tersine döndü Akar gözlerimin yaşı dem gibi Bize doğan güneş yoruldu söndü Zalım hayat sanki benim nem gibi Bahar geldi pınarlarım kurudu Dağlarımı kara bulut bürüdü Bize tatlı bakan gözler çürüdü Karşımızda beyler gezer kem gibi Evrak evrak günahımız yazıldı Yavaş yavaş kör kuyular kazıldı Korkarım dünyanın karnı bozuldu Beyler bizi yedi