Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Aşık Daimi

Ben beni bilmezdim hatır kırardım Meğer ilmim noksan imiş bilmedim Ben insandan başka ilah arardım Meğer kamil insan imiş bilmedim Tüm vadiler gibi sahralar gibi Sıradağlar gibi yaylalar gibi Akan sular gibi deryalar gibi Cümle alem bir can imiş bilmedim Daimi’yim benliğime kanardım Kendimi görmezdim eli kınardım Kişiyi kendime düşman sanardım Nefsim bana düşman imiş
Şeyda bülbül kondu bizim bağlara Onun muhabbeti gül olur gider Mecnun olan elbet düşer dağlara Yar için meskanı çöl olur gider Heves olup bahri muhite dalan Alemel Esmadan dersini alan Nefsin askerine zülfikar çalan Mürşidi Kamile kul olur gider Hakikata uygun bir hali olan Zatı sürurunda kemali olan Rahı marifete ameli olan Dosta doğru tozlu
Bir niyazım vardır pirler pirine Yetiş Hacı Bektaş sen imdat eyle Gerçek erenlerin hüsn ü nuruna Yetiş Hacı Bektaş sen imdat eyle Horasan elinden Uruma gelen Cümle düşmüşlerin eynini alan Cümle evliyaya hem rehber olan Yetiş Hacı Bektaş sen imdat eyle Şimdiki insanlar yoldan azarlar Haktan korkmayıp da ahkam bozarlar Adem düşürmeye kuyu kazarlar Yetiş
Bir seher vaktinde indim bağlara Öter şeyda bülbül gül yarelenir Bakmaz mısın şu sinemde dağlara Derdim söylesem gül yarelenir Boş geçirmeyelim gel bu çağları Dolaşalım sahraları çölleri Bir gün gazel döker ömrüm bağları Eser sam yelleri dal yarelenir Daimi’yem yanar aşkın çırağı Dostun muhabbeti cennet otağı Ancak şu dünyada derdim ortağı Sazım figan eder tel
Turist gittim Almanya’ya Türkiye’mi çok özledim Ta içimden duya duya Türkiye’mi çok özledim Yaylasını ovasını Bülbüllerin yuvasını Mis kokulu havasını Türkiye’mi çok özledim Denizini ırmağını Zümrüt gibi yaprağını Güneşini toprağını Türkiye’mi çok özledim Yalçın kayalı dağımı Şevkat tüten ocağımı Milletimi bayrağımı Türkiye’mi çok özledim Daimi aşıktır sana Kurban olayım vatana Edirne’den Ardahan’a Türkiye’mi çok özledim
Dostun bahçesine bir hoyrat girmiş Korudur hey benli dilber korudur Gülünü dererken dalını kırmış Kurudur hey benli dilber kurudur Bu meydanda serilidir postumuz Çok şükür Mevla’ya gördük dostumuz Bir gün kara toprak örter üstümüz Çürüdür hey benli dilber çürüdür Abdal Pir Sultan’ım başından başlar Eyileri kor da kötüyü taşlar Bin çiçekten bir kovana bal işler
Gelir misin benim ile Gezelim bahçe bağları Sevişelim senin ile Hoş geçirelim çağları Yar dişlerin meknun gibi Akar yaşım ceyhun gibi Dertli gönlüm mecnun gibi Dolaşır yüce dağları Gam efkar geldi bürüdü Yaşım sel oldu yürüdü Kalmadı her an eridi Şu yüreğimin yağları Hak nefesin dinler gezer Bilir misin kimler gezer Hasta olan inler gezer
Ben müminim diye dava edersin Canını canana ver de gel dostum Bu bahri vahdete dalmak dilersin Muhabbet gülünü der de gel dostum Gönül Musa olmuş gezer turunu Seyreyledim dostun vechi nurunu Dört kapıyla kırk makamın sırrını Mürşidi kamilden sor da gel dostum Bülbül konmak için bir gonca bitir Yanına mürebbin al bile getir Gönlün ikilikte
Biz aşıkız saz çalarız Anlayamaz sofu bizi Hiçbir zaman ırgalamaz Ham sofunun lafı bizi Sofu bizde karar etmez Karar etse zarar etmez Aksettirir inkar etmez Aynaların safı bizi Kırılası hain eller Daimi’yi kim engeller Kendi özü gibi beller Kör cevizin kofu bizi
Sual etmen bizim hikmetimizden Ezelden didarı gördük de geldik Çok mana açılır ülfetimizden Adem’le cennete girdik de geldik Şit olduk İdris’e geldik eylendik Hakikat rumzunu orda söylendik Be bir nokta ile pünhan eylendik Bir olduk birlikte durduk da geldik Evvel yetmiş iki babdan seçildik Aşkın hızarına düştük biçildik Pir elinden dolu olduk içildik Mektebi irfana
Ersem muradıma gülsem şad olsam Alıp şu sineme sarsam yar seni Başım koyup dizlerine uyusam Bir tenhacık yerde görsem yar seni Tükendi dermanım bir şikest oldum Çok aradım nazlı yare rast oldum Gonca mısın reyhan ile mest oldum Dallar arasında dersem yar seni Sevdan girer bu fakirin kanına Aşığı ağlatmak düşmez şanına Her gece uyusam
Söyle dilber söyle dilen dolanım Sen söyle ki ben uykudan uyanım Nece bir de cefalaran dayanım Gündüzüm bir hoştur gecem iniler Sabahın sehrinde ürüzgar eser Üç güzelin kahrı sinemi keser Birisini sevsem ikisi küser Hangisine yad eyleyim gönlümü
Erenler meyninde pir divanında Çözülür gevheri lal böyle gider Bindik aşk atına er meydanında Burcu aşıkana yol böyle gider Nadan olan bu dergahtan atılır Dost dostuna kul olup da satılır Dört can ile canı cana katılır Bezmi hakikate hal böyle gider Daimi’yim ahengimiz kurulur Aşık olan sinesinden vurulur Yüzü yerde özü darda durulur Divanı Hazrete
Rindey-i meşrep olmuşam kimse bilmez özümü Vakif-i esrar olanlar güşeylesin sözümü Şem-i ruhsarı dildare ehli uşşak olmuşam Uyanıp hali gafletten açagördüm gözümü Bizim bezmi hakikatta ne kar olur ne baran Güzümü bahar eyledim bahar ettim güzümü Cananeyi şikar etmek imiş kasti uşşakın Bu manayı fehmedenler izlesinler izimi Bir gün zevğeyi sur olup göçünce kervanımız Arasalar
Ey zalim ne düştün benimle hale Aşk kırıcı olma cihanda gardaş Özünü düşürdün bu kalmakale Bulasın belanı Mevla’nda gardaş İyi düşün kelamını at kemi Gerçek olanların olur hal demi Velaket keremna gözle ademi Ancak baykuş öter viranda gardaş Okumak istersen ilmi hikmeti Gönülden def eyle zulmü gafleti Aşık olanların olur izzeti Cem bozucu olma irfanda
Ben yareliyim zarımdan şu bütün cihan ağlar Bülbül oldum efkarımdan bağ ile bağban ağlar Ben bir bahtı kareliyem kara bahtım şen olmaz Yar değil bana yar değil bu çarkı devran ağlar Daimi tabibe vardım yaremi sarmak için Saramaz yaremi tabip derdime lokman ağlar
İlahi mürüvvet senden Gel derdime derman eyle Cemalin gizleme benden Gel derdime derman eyle Alemler sultanısın sen Hem keremler kanısın sen Rahmeti bol ganisin sen Gel derdime derman eyle Rahim sensin Rahman sensin Gönüllerde mehman sensin Dertlilere derman sensin Gel derdime derman eyle Mahitabım sensin ezel Döküldü dalımda gazel Mürüvvet kıl şah Lemyezel Gel derdime
Hakikat nazar kıl efkarımıza Şah İmam Hüseyin bendegahiyem Yad iller giremez pazarımıza Şah İmam Hüseyin bendegahiyem Yüce dağ başları duman kar oldu Şu geniş dünyalar başa dar oldu İşim bülbül gibi ahüzar oldu Şah İmam Hüseyin bendegahiyem Ne kara yazılmış alnım yazısı Asla yüreğimden çıkmaz sızısı Fadime Ana’nın körpe kuzusu Şah İmam Hüseyin bendegahiyem Defettim
Ey nazlı sevdiğim mestane gözlüm Ne müşkül haldeyim bil insaf eyle Şahin kırdı kanadımı kolumu Bunaldım çöllerde gel insaf eyle Bu aşkın ateşi gizli tendedir Damardadır iliktedir kandadır Derdin bende ise derman sendedir Elimi eline al insaf eyle Doldurmuş testiye yayla suyunu Selviler kıskanır usul boyunu Türkmen misin öğreneyim soyunu Çatma kaşlarını gül insaf eyle
Söyle dilber söyle dilen dolanım Sen söyle ki ben uykudan uyanım Nece bir de cefalaran dayanım Gündüzüm bir hoştur gecem iniler Sabahın sehrinde ürüzgar eser Üç güzelin kahrı sinemi keser Birisini sevsem ikisi küser Hangisine yad eyleyim gönlümü