Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Ali Rıza Malkoç

Seviyorum desem ne dersin bana Bu kelime bin bir deryaya akar Nokta koyulmuyor sevdadan yana Heceler tutuşup mısrayı yakar Niyet şekil verir yoğrulur hamur Ziynet olur bize bu yolda çamur Kaç asıra döner kısacık ömür Gönülden gönüle koridor çıkar Yürekler hoplatır kaynatır sevgi Kanatlanmış sevda bekler mi övgü Karabulut çökse yıldırmaz şevki Duysa nahoş sözler
Yaratıcı nazarıyla bakınca Kainatta levha levha sanat var Kalpteki çıraya kibrit çakınca Göğe doğru pervaz etmiş kanat var Hece hece nokta nokta ve satır Şiirlere yansır kalmışsa ıtır Paslanmış ziyneti pazara görür Yürekle kafada artık kenet var Çınara musallat asma yaprağı Bir mevsimlik canla boylar toprağı Acı patlıcana neyler kırağı Her yokuşa azim ile inat
Barkodladım hatamı günahımı Merak etme seninkiyle karışmaz Önyargıyla almayasın ahımı Hayırla sarışan şerde yarışmaz Dün geçti bugünse sorma halimi Yarınlara kurdum ben hayalimi Sığdırdım içime koca alemi Yarla barışmayan yadla barışmaz Kavgaya sebep çok kırıp dökelim Bugün tamir edip yarın yıkalım Başaramaz bunu en gaddar zalim Hakk’tan gelen ferman asla buruşmaz Tomurcuklar açtı bak bahar
Bekara boşamak ne de kolaymış Üç haneli köye muhtar oldun mu Aleyhte konuşmak basit olaymış Beş tane davara saman böldün mü Kendi düşse ağlar sen düşsen güler İnsanlık o dur ki hep hayır diler Aynı yöne bakan ayrılık böler Kendi ailende birlik oldun mu İyi niyet ile yola çıkarsın Şom ağızlılara kulak tıkarsın Küçük bir
Aldırmayın taşlı yaslı yollara Teraziye vursan gül ağır gelir Semaya açılan mahzun ellere Kelam ile sorsan hal ağır gelir Gidip de dönülmez yaban ellere Hasretin türküsü düşer dillere Yanıp da tutuşan kor gönüllere Ateşi sorarsan kül ağır gelir Yazıp duruyoruz kime bilmece Karanlığı öldürür mü gülmece Gayesiz yaşantı ise bulmaca Meyveyi tartarsan dal ağır gelir
Canın oksijeni sevgidir sevgi Sunarsan yeter mi senede bir gün Limitli muhabbet yaralar şevki Anarsan yeter mi senede bir gün Hasılata engel olur haşerat Salat ile tama döner küsürat Dostlar meclisine her gün hasır at Yanarsan yeter mi senede bir gün Muhabbet bağında çiçekler çeşit Görünen manzara hayale eşit Dallar bülbül bekler kulak ver işit
Egemenlik ulusundur kayıtsız Millet ve Meclisi büyüktür büyük Dost düşman aşikar gerekmez kahin Pişmiş aşa su katanlar yüktür yük Çalışan millettir üreten millet Bu yara vahimdir süremez zillet Sülüklerin ömrü kısadır elbet Emer hazmedemez bayıktır bayık Asalaklar parazitler hazırcı Tahammülsüz kafa her zaman hırcı Yenik pehlivanlar kaosun burcu Minderi görünce cayıktır cayık Millete sevginiz yamyam
Koşarız zirveye hep talebeyiz Bin yıllık kültürün ustası yoktur Rahmet yüklü bulut hayra gebeyiz Doldurur cihanı bestesi yoktur Söz taşar kabından varır menzile Kimi kendin aşar kimi tenzile Hakikat aşkı bu yürür silsile Hep veren eldedir destesi yoktur Kırılsa kalemi yazar dil ile Her anı bezenmiş taze gül ile Dileyene varır bin bir yol ile
Sevda yeli değdi güle Fısıldandı güle güle Selzedeyim göz yaş ile Hatalar boyumu aştı Aynaya akseder içim Yağmur engelinde göçüm Söz dökülür sicim sicim Kıtalar boyumu aştı Sesim döner beni vurur Kalp çalışır beden durur Olmasın cüzdanda gurur Metalar boyumu aştı Hayaller varmazsa solar Yeni hülyalara dalar Oyun bizi naçar kılar Potalar boyumu aştı Melodimiz
Şeytan kıskandıran insanımız var Tatlı dil altında yılanlar gördüm İnsanlık mı gaye şöhret mi şan mı Şerrinden kaçınan yılanlar gördüm Genleriyle oynadılar sevginin Saltanatı sürer bin bir sövgünün Çaktırmadan yuttur modası günün Tek ayak üstünde yalanlar gördüm Ayrık otu barınmazdı bahçede Gönülsüz tek nakış olmaz bohçada Bazen cümlelerde bazen hecede Manayı kökünden yolanlar gördüm Dünyevi
Konkordato ilan olmaz aşığa İnanmış yürekler sonsuza gider Ne doğrarsan o bulaşır kaşığa Yaralanınca can kan sıza gider Görüntü bulanık bakış rafine Duygular mı sarmışız parafine Koca çınar sığar mı ki kefene Gün olur bu çığlık gamsıza gider Dört bir yandan çekiştirdik bütünü Değiştik buğdaya harman otunu Afetler kapıda onar çatını Patika yol bulur densize
Süte su katılınca bozuldu yoğurt tadı Terazide var hile ne yapsın aciz kadı Hüzün içinde gönlüm tüm maziyi taradı İstemem açmamış gül ne sararsın ne solsun Korkuluk-karga ortak eyvah yazıklar olsun Kaybedecek ne kaldı her şey vurgun zincire Tebessüm uçmuş yüzden dönmüş kuru incire Ateş çok suyu noksan dibi yanmış tencere Kilit mi var dilinde
Kimi kime edelim ki şikayet Bu kumaştan bu elbise çıkıyor İğne kayıp evde bodrumda arar Başa idam ipi kendi takıyor Düştüğü çukurdan çıkmalı erler Düşman topla değil içten yıkıyor Böyle miydi aldığımız öğütler Ciğer pareliyor yürek yakıyor Malkoç Ali yazar kalemi biter Bazen ümitlidir bazen tekliyor Menkıbeyle öğünmeyin yarenler Bu devir adanmış ruhlar bekliyor
Özlemim var hakikatin sesine Görüntüler aynı damar değişmiş Aldanamam gürleyen nefesine Merkep aynı merkep semer değişmiş Akıllı ol tamam tilkilik niye Yürüyüp gidersin ben diye diye Sermayeyi yüklemezsin kediye Kasa aynı kasa tomar değişmiş Gürültüyle örtbas edilir vurgun Hukuk ısmarlama mevzuat yorgun Isıramayınca çeneler kırgın Yular-tasma aynı çomar değişmiş Fikirlerin çarpıştığı zamanda Neye yarar pili
Hatalar haddi aşınca Çift gönüllü yürek gerek Çamur dize ulaşınca Çift gönüllü yürek gerek Hep konuşan fikren hasta İcraat kokuşmuş yasta Halden anlamayan dosta Çift gönüllü yürek gerek Sabır ümit kardeş bize Terimiz karışır ize Işık gereken gündüze Çift gönüllü yürek gerek Mânâsız harfe heceye Tütmez tutuşmaz bacaya Sabahı meçhul geceye Çift gönüllü yürek gerek
Uzatılan zeytin dalı kırıldı Uçurulan güvercini yediler Ne yara soruldu ne de sarıldı Dünya barışını engellediler Bazen şer görülen gerçeğe elek Ayrışır meydanda olgun ve kelek Huyuna gidersen herkes bir melek Zor zamanda dost bilinir dediler Saltanatlar olmuş vicdan mihengi Tahta ayarlanır fikrin ahengi Adalet kırpıldı ortaçağ dengi Yontma taş devrini sergilediler Kuruyunca toprak kırıldı
Unutkan insanda kol takma olsa Sokağın başında koyup gidecek Çorabı bulamaz saatler dolsa Ömrü aramakla kayıp gidecek Alınan kaybolur bir daha alır Pişirir çorbayı haşlama kalır Artan çöpe gider tasarruf ölür Kediler köfteye doyup gidecek Seksen yıllık ömrü elemiş asmış Makamlar tükendi kendini kasmış Şaşalı yaşamın sonucu yasmış Kaybolan günleri sayıp gidecek Taşırsın da dolmaz
Dünyada insanlar biçim biçimdir Kimi su damıtır kimi kirletir Kanun ve kurallar bizim içindir Kimisi uygular kimi fırlatır Malzemeden çalınırsa yıkılır Olgun sine söylenmeye sıkılır Aynı nakarattan bir gün bıkılır Kimi kolaylatır kimi terletir Çözüm buysa oltada yem sırıtır Raydan çıkan dört bir yana kırıtır Yanlış hesap yara açar darıltır Kimi baharistan kimi karlatır Bazısını
Türbülansa girmiş insanlık ufku Tekerin balansı yaban ellerde Yollar garip yolcu yorgun dermansız Bir hüzün türküsü akar dillerde Dost kazanmak çetin harcamak kolay Her nefeste şüphe hazin bir olay Altına çamurdan tutar mı kalay Kollarda yer bulur demir nallarda Bu dert ile beşik kertmesiyiz biz Ne duman görünür ne kederden iz Kimine aşikar kimineyse giz
Leyleği havada görmüş de gezer Her kıtaya ayak bastı Şakir Bey Gemileri batsa karadan yüzer Göbeğini kendi kesti Şakir Bey Gerek yok bir hafta önce plana Topla valizini var gel sılana Haksa dava kapı kapı dilene Zoru vestiyere astı Şakir Bey Turistik seyahat değil amacı Asfalt sizin olsun sever yamacı Uzaktan gözleme her şey umacı