Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Dersim Kerbela’dan çok daha vahimdir

3 ay önce
Dersim Kerbela’dan çok daha vahimdir için yorumlar kapalı
Dersim Kerbela’dan çok daha vahimdir

“Unuttum din diyanet kalktı benden
Bu ne mezhepdürür dinden içeri“
Yunus Emre

Dersim Kerbela’dan çok daha vahimdir. Çok daha ağır sonuçları olmuştur. Alevi halk kırılmıştır, dağıtılmıştır. Ancak Aleviler Dersim için ağlamazlar. Göz yaşı dökmezler. Dizlerine vurmazlar. Çektikleri acıları dile getirmezler. Korkarlar. Onlar Hüseyin için ağlarlar. Döşlerini döverler. Yas tutarlar. Oruç tutarlar. Karalar bağlarlar. Sakallarını kesmezler.
Hüseyin için ağlamanın hiçbir sakıncası yoktur. Teşvik edilmektedir. Ama Dersimliler, Aleviler kendileri için, anne babaları, dedeleri, nineleri için; genç kızları, gelinleri için ağlaşmaya, dizlerini dövmeye, oruç tutmaya, o kara günleri anmaya başlarlarsa başlarına neler geleceği bellidir.

Alevilerde yol bitmiştir, tükenmiştir. Düğünlerde, sünnet düğünlerinde, türkü barlarda, televizyon ekranlarında, deyişler söylenmekte, semahla dönülmektedir. Seyirciler alkış tutmaktadırlar. Gizli toplantı çarşıya
pazara düşmüştür.

Cem adı verilen tiyatro gösterilirine katılanlar saz çalıp, semah dönüp 12 İmam’a ağlamaktadırlar. Kuran okumakta, Mevlüt düzenlemektedirler. Kravatlı imamlar ne kadar Müslüman olduklarını anlatmaktadırlar.Yol kesilmiş, cem dağılmıştır. Cemevi denilen yerlerde kapılarda duran imam-dedeler genç kızlara başlarını bağlamalarını emretmektedirler. Alevi halkı gericileşmiştir.

Kravatlı dedeler önlerine mikrofonu koyarak dizlerinin üzerinde oturmakta, ileri geri sallanarak, kutsal bir hava içerisinde İslam’ı anlatmaktadırlar. Tepelerinde artık elektrik ampulü yanmaktadır. Mum, çerağ söndürülmüştür, yanmamaktadır.

Büyük salonlarda yaşlı başlı kişiler dizlerinin üzerinde oturmaktadır.
Dizleri ağrımakta, sık sık diz değiştirmektedirler. Bir kişi de çıkıp “Kağnı dönemi geçti. şimdi modern insanlar masalarda yemek yiyor, koltuklarda oturuyor. Cem evlerini modern hale getirelim. Koltuklar koyduralım“ dememektedir. Allah’a yerde sürünerek mi ulaşılmaktadır? Koltuklarda adam gibi oturulsa, insanlar birbirlerine sokulmasalar Allah’a ulaşılmaz mı?

Köyler dağılmış, büyük şehirlere, Dünya’ya çıkış yapılmıştır. Cemin özü bitmiştir. Cem demek sorgu-sual demektir. Sorgu-sual demek yaşamın ilkbaharıdır, yeniden doğmak, hayata yeniden başlamak demektir. Aradaki sorunların çözülmesi, toplumun yenilenmesi, kırgınların-küskünlerin barışması demektir. Doğanın yeniden uyanması gibidir. Artık komşular bile birbirlerini tanımıyor. Kimisi şu şehirde, kimisi bu köyde. Sorgu-sual bitmiştir.

Kravatlı dede gözlüklerinin üstünden bakarak yerde, dizinin üzerinde oturan insanlara cami imamına benzettiği sesiyle „Birbirinizden razı mısınız?“ diye üç kere sormaktadır. Üç kere „razıyız“ cevabını almaktadır. Bu şekilde sorgu-sual tamamlanmış olmaktadır. Sonra Hz. Hüseyin için 12 İmamlar için ağlamaya başlanmaktadır. Cemin özü sorgu-sual midir, İmamlara ağlamak mıdır?Kravatlı dede talipleri, talipler dedeyi, talipler birbirlerini tanıyamamaktadır artık. Sahne kurulmuş, modern aletlerin ışığı altında din için ağlaşmaktadırlar.

Sır unutulmuştur. Zahiri-batini gibi parlak kavramlar kullanılarak yol kaybedilmiştir. „Her şeyin insanda olduğu“, „Ne aranırsa insanda aranacağı“ unutulmuştur.

Hak Ehli Erenleri dinlerin serçeşmesi değildir. Bilimin serçeşmesidir. Tek veya çok hiçbir dinle ilgileri yoktur.

Sır damladadır. Damlanın içindedir.
Anne baba arasındaki su damlasının içindedir sır. Cennet eşlerin evi, huri kadındır. Ahiret düşüncesi, cennet-cehennem düşüncesi yoktur. İnsan vardır.
Yardım Ali’den, Veli’den istenir. Dersim’de, deyardıma kimse gelmedi. „Yetiş ya Ali“ dendi, Ali gelmedi. Hüseyin de gelmedi. Düzgün Baba gelmedi. Her yerde hazır olan Hızır gelmedi. „ de gelmedi, ne zaman gelecek? Dersim dara düşmüştü, sıkışmıştı. Çıkış yolu yoktu. Yer gök bomba, kurşun kaynıyordu. Çağırılanlar gelmedi…Hz. Hasan’ın da Hz. Hüseyin’in de gelmeyecekleri bellidir.

Hasan’ı eşi zehirleyip öldürdü, yardıma ihtiyacı vardı. Hüseyin Kerbela’da katledildi, Yezit orduları tarafından, yardıma ihtiyacı vardı. Oysa Hasan’ı Hz. Muhammet, Hüseyin’i de Cebrail tutuyordu. Yardımlarına gitmediler. Onların alın yazılarını Allah yazmıştır. Neden yanlış yazdı? Neden onların ölümünü yazdı?

Din tabudur. Eleştirilemez, doğruluğundan kuşku duyulamaz kurallar toplamıdır. Özgür düşünce ile dinler arasında çatışma vardır. Dinlerin eleştiriye tahammülü yoktur. Duygular, düşünceler pranga altına alınmıştır.

Aleviler Hacca gitmez, namaz kılmaz, oruç tutmaz. Ama Müslüman olduklarını söyleyenler vardır. Güya dinleri, Kuran’ı batıni yoruma tabi tutuyorlarmış. Batıni olsun zahiri olsun yol yoka çıkmaktadır. İslam’ın içi dışı tartışması gereksiz bir tartışmadır. İspat edilmesi gerekmez. Hz. Ali’nin hutbeleri var. Namaz kılacaksın, oruç tutacaksın, haca gideceksin diyor. Cuma namazlarını kaçırmayacaksın diyor. Müslüman’san eğer Hz. Ali’nin dediklerini yap! Değilsen iki yüzlü olma!

Ü. Öztürk

Alevi Haber Sitesinden alıntıdır.

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.