Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Yusuf Hayaloğlu

Uçtum ateş üstüne Dağlansın diye sızım Sorma halim ne olur Yoruldum anlamsızım Yağmur doldu içime Acım sigarasızım Uyuyor musun anne Ben geldim vefasızım Suç oldu suç üstüne Her şarkım her yazım Vuruştum türkülerle Kanla beslendi sazım Bir rüzgarın önünde Kaçağım kuralsızım Duyuyor musun anne Yalnızım çok yalnızım Ah dağılsam dizine Uyusam doymaksızım Sabah olmasa gece
Ne söyledim ne söyledim sana ne söyledim ki Vurdun kapıyı gittin be vicdansız Be insafsızın kızı be nankör kedi insan bir şey söyler Sev dedin sevmedik mi Aşka boyun eğmedik mi Bütün kötü huyları hatta güzel dostları Senin için terketmedik mi Bugün yine bana bana ağlamak düşer Deli gibi döne döne savrulmak düşer Bugün yine
Bayrakları göndere çeken çocuklar Aç bir destandır kan gölü gruplarda Bir çocuk ağlar ağlar durur Bir ana tandıra düşer kavrulur Bir gelin parmağıyla deşer rahmini Radyoda ince saz ney taksim Büyür çetelerin hıncı Kent ince ince susar Ve korku bir kahpe yaratır içerden işler Vurur hançerini şah damardan ihanet Satarsın ulan satarsın Açılmamış gonca gülü
Bir ince pusudayım Yolumun üstü engerek Bir garip akşamdayım Sırtımı gözler tüfek Ben senin sokağına Ulaşamam dardayım O mazlum gözlerine Bakamam firardayım Oysa ben bu gece yüreğim elimde Sana bir sırrımı söyleyecektim Şu mermi içimi delmeseydi eğer Seni alıp götürecektim Beni vur beni onlara verme Külümü al uzak yollara savur Dağılsın dağlara dağılsın bu sevdamız
Birazdan kudurur deniz Birazdan dalgaların sırtından Üst üste fışkıran rüzgarlar Bir intikam gibi saldırınca üstüne Yüzüne şarkılar çarpar Yüzüne şiirler çarpar ağlarsın Sen artık sen artık buralarda duramazsın Artık sazın bağrı mı olur Kimsenin bilmediği bir ağrı mı Gider kendine gömülürsün Yoksa bu şehir bu sokaklar Seni alır kullanır seni alır kullanır Santim santim çürürsün
Çocukluğum çıraklıkta geçti kir-pas içinde Gençliğim korsan yürüyüşlerde mitinglerde Hapse erken düştüm copla erken tanıştım Küçük voltalardan bıktım usandım Şimdi uçsuz bucaksız ovalarda Adımlarımı saymadan geriye dönüp bakmadan Usanmadan bıkmadan Deli taylar gibi koşmak istiyorum Ve görüyorsunki aşkı beceremiyorum Beni kendi halime bırak yavrucuğum Ben yolumu nasıl olsa bulurum Upuzun çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum Saçlarım
Hani benim gençliğim nerde Bilyelerim topacım Kiraz ağacında yırtılan gömleğim Çaldılar çocuklugumu habersiz Penceresiz kaldım anne Uçurtmam tellere takıldı Hani benim gençliğim nerde Ne varsa bu gençliği yakan Ekmek gibi aşk gibi Ne varsa güzellikten yana Bölüştüm büyümüştüm Bu ne yaman çelişki anne Kurtlar sofrasına düştüm Hani benim gençligim nerde Hani benim sevincim nerde Akvaryum
Bu akşam yemin ettim Seni bir daha öpmemek için Ben ki bütün duvarlarını Afişlerle donatıp Yumruğumla kanatmışım Rezil bir aşktı Bütün arkadaşları miting alanlarında Ve mezarlıklarda bırakmıştım İstanbul ey İstanbul ey Acılar kraliçesi Umudun ve direncin yorgun anası Ve ey çıldırmak üzere olmanın Çamurlu ikonası Tırnaklarım kopuyor Görmüyor musun Bir ben miyim kapıları şaşıran Her
İçerden çıkacak birazdan adam Yılların tortusu çökmüş yüzüne Alnını güneşe serecek adam Uykusuz ranzalar suskun voltalar Geride kalacak ve ah hüzünle Bir gül gibi savrulup gülecek adam Kar yağmıştır sardunyanın üstüne Anılar toza toza bulanmıştır Kitaplar sobada yanmış Ah sazlar duvarda kalmış Güzelim şarkılar yağmalanmıştır İçerden çıkacak birazdan adam Yıpranmış bavulu hantal sesiyle Kendini yollara
Anne ben senin oğlunum Kanayan bir yurdum var Anne ben senin oğlunum Sönmeyen bir umudum var Ellerimi tutma ne olur Beni ağlatma ne olur Anne ben senin oğlunum Bu kavgaya inancım var Yaşamak güzeldir anne Yaşamak senin için Yaşamak güzeldir anne Yaşamak yarınlar için Ölmek yaşamaktır yine Halkının yüreğinde Ölmekte güzeldir anne Ölmek özgürlük için
Bu derede bu bulutun gölgesi Yalnızca bir anlıktır Bir daha tekrarlanmaz asla Dere gider bir yana Bulut gider bir yana Sen kalırsın ortada Son vapurda bir kadına rastlar Kibarca gülümsersin Kaybettin geri gelmez artık Vapur gider bir yana Kadın gider bir yana Kalbin kalır ortada Yalnızca bir anlıktır mutluluk Sevdalar heyecanlar Hepsi bir anlık Kalansa
Tarifi imkansız acılar içindeyim Gurbette akşam oldu yine rüzgar peşindeyim Yurdumdan uzak yağmurlar içindeyim Akşam oldu sürgün susuyor Dönecekler bir gün Alkırlara bozkırlara güneşi sunacaklar Yanacaklar yanacaklar ama Bir daha yalnız kalmayacaklar İki gözüm kör olsun Tarifi imkansız sancılar içindeyim Gurbette akşam oldu yine rüzgar peşindeyim Yurdumdan uzak yangınlar içindeyim Akşam oldu sürgün ağlıyor
Geçiyor önümden sirenler içinde Ah eller üstünde çiçekler içinde Dudağında yarım bir sevda hüznü Aslan gibi göğsü türküler içinde Rastlardım avluda hep volta atarken Sigara içerken yahut coplanırken Kimseyle konuşmaz dağ gibi titrerdi Çocukça sevdiği çiçeği sularken Diyarbakırlıymış adı bahtiyar Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar Geçiyor önümden gülyüzlü bahtiyar Yaralıyım yerde kalan sazı kadar Beni
Diyarbakır ortasında vurulmuş uzanırım Ben bu kurşun sesini nerde olsa tanırım Bu dağlarda gençliğim cayır cayır yanarken Ay vurur gözyaşına ben gecede kalırım Üzülme sen üzülme başını öne eğme Gün olur kavuşuruz dert etme Diyarbakır Aglama sen ağlama kanlı bezler bağlama Bu yangın söner birgün ağlama Diyarbakır Diyarbakır yolunda toz olmuş dağılırım Bu hırçın depremlerle
Elinde bir buzbağ şişe Dolanıyor köşe köşe Şimdi karakola düşe Cop tirina nirinomda Hop tirina nirinom Sivri burun top yumurta Nara basar uluorta Bekçileri tarta tarta Tır tirina nirinomda Tara tirina nirinom Gene bir gün böyle zır zop Gece bekçisi demiş hop Belinin ortasına cop Cop tirina nirinomda Hop tirina nirinom Geçirmiş bir siyah şalvar
Ne dağlar yıkılır ne de duvarlar Of çeker ağlarım yetiş nerdesin Kurumuş pınarlar gelmez baharlar eyvah eyvah Ah eder ağlarım yetiş nerdesin Canım nerdesin sen gülüm nerdesin sen Bekle ben öyleyim ki o zaman gelesen Beyaz mintanına bos yastığına Yüs sürer ağlarım yetiş nerdesin Yandım atasına kul oldum yana Allah Allah Diz çöker ağlarım yetiş
Yüzümden firar etti gözlerim Şimdi bir denize bakıyorlar Dört duvar arasında kalmışım Yanımdakiler öyle diyorlar Kafamı çarptığım ranzanın demiri Ciğerlerimi emen soğuk duvar Saçımdaki karları çoğaltmışım Yanımdakiler öyle diyorlar Görüş günüm olmadı henüz Daha yeni başlıyor büyük acılar Ve daha epey ağrıyacakmışım Yanımdakiler öyle diyorlar Seni görmeyeceğim artık Zaten tamamlanmıştı anılar İhtimal sabah alınırmışım Yanımdakiler
Yaralı kuş garip olur Mihman eder usanmaz kar Bende de sana ağır geldim Üç gün oldu usandın yar Yaralı kuş dala değmez Bu dünya bir pula değmez Koklayıp da yare atma İncittiğin güle değmez yar Yaralı kuş seğer geçer Yar boynunu eğer geçer Senin bana ettiklerin Bir kurşundur değer geçer
Demek şimdi gidiyorsun Yazdığımız son şiir öyle yarım kalacak Demek şimdi gidiyorsun Kuşlarımız acıkacak Saksılarımız artık sulanmayacak Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp Aynanın sahtekar yüzüne Oy benim yaralım Demek şimdi gidiyorsun Beni böyle toz gibi dağıtıp merdivenlern dibine Her şey tamam diyorsun git Beni viran bir şehir gibi terket Haydi git Dışarısı ispiyon
Diyarbakır düze doğru Yar salınır bize doğru Bu hasretlik diner bir gün Dert dolanır saza doğru Diyarbakır önü surlar İçinde bir sevdiğim var Ana bugün düğün olsun Güller açsın gülsün dağlar Diyarbakır size kalmaz Geceler gündüze kalmaz Bu acılar biter bir gün Devran döner güze kalmaz
12