Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Şah Hatayi

Yemen ellerinden beri gelirken Turnalar Ali’yi görmediniz mi Yer gök inileyip zarı kılırken Turnalar Ali’yi görmediniz mi Şahım Hayber kalasını yıkarken Nice Yezit helak oldu bakarken Muhammed Mirac’a ol dem çıkarken Turnalar Ali’yi görmediniz mi Kim gördü deryada balık izini Eğildi ol öptü kabrin tozunu İşidin Ali’nin hub avazını Turnalar Ali’yi görmediniz mi Havanın yüzünde
Dil ile dervişlik olmaz Hali gerek yol ehlinin Arılayın her çiçekten Balı gerek yol ehlinin Geçmek gerek dört kapıdan Kurtulasın mürebbiden Mürebbiden muhasipten Eli gerek yol ehlinin Ben gezerim dertli dertli Öter firkatli firkatli Bülbül gibi ünü tatlı Dili gerek yol ehlinin Ben gezerim ayık ayık Deryalarda olur kayık Bülbülleri Şah’a kayık Gülü gerek yol
Şu dünyanın ötesine Vardım deyen yalan söyler Baştan başa sefasını Sürdüm deyen yalan söyler Ark kazarlar arkın arkın Felek çevirmede çarkın Bu dünyada mal ü mülküm Vardır deyen yalan söyler Oğul dinlemez atayı Dilden çıkarmaz hatayı Pişmeden çiğ yumurtayı Soydum deyen yalan söyler Kur’ ağaçta olur gazel Kendi okur kendi yazar Ahdi bütün hüsnü güzel
Yemen ellerinden beri gelirken Turnalar Ali’yi görmediniz mi Yer gök inileyip zarı kılırken Turnalar Ali’yi görmediniz mi Şahım Hayber kalasını yıkarken Nice Yezit helak oldu bakarken Muhammed Mirac’a ol dem çıkarken Turnalar Ali’yi görmediniz mi Kim gördü deryada balık izini Eğildi ol öptü kabrin tozunu İşidin Ali’nin hub avazını Turnalar Ali’yi görmediniz mi Havanın yüzünde
Hatayi işin düşer Gelip gidişin düşer Dişleme çiğ lokmayı Yerine dişin düşer
Hakikat bir gizli sırdır Açabilirsen gel beri Küfür içinde iman vardır Geçebilirsen gel beri Açıldı cennet kapusu La’l ü gevherdir yapusu Kıldan incedir köprüsü Geçebilirsen gel beri
Mürebbinin musahibin aşkına Gönlüme gözüme düşen Ali’dir Yüreğim yaralı yaralar başlı Ezelden seven sevişen Ali’dir Ali’dir dünyaya edayı veren Ali’dir sofiye sevdayı veren Ali’dir Yezid’e kavgayı veren Hakka vasıl merdan Ali’dir Mihr-i Yar’ı devlerin savaşında Kendime bend etti on beş yaşında Üç yüz yıldan sonra yedi yaşında İfrit’in bendini çözen Ali’dir Yedinci felekte arslan görünen
Gönül ne gezersin seyran yerinde Alemde her şeyin var olmayınca Olura olmaza dost deyip gezme Bir ahdine bütün yar olmayınca Yürü sofu yürü yolundan azma Elin gıybetine kuyular kazma Varıp her dükkanda metaın çözme Yanında mürşidin sır olmayınca Kalktı havalandı gönlümün kuşu Kavga gıybet etmek kötünün işi Üstadın tanımaz bunda her kişi Anın kim mürşidi
Bir usul bilmez insan elinden Usul ağlar erkan ağlar yol ağlar Bülbülün figanı gonca gülünden Bülbül ağlar diken ağlar gül ağlar Kamil olanların bellidir yeri Aşk yoluna koydum can ile seri Hakk’ın didarını görenden beri Çöğür ağlar cura ağlar tel ağlar Kaçan cuşa gelse akar bu seller Açılmış laleler kırmızı güller Çalır davlumbazlar seslenir diller
Mürebbinin musahibin aşkına Gönlüme gözüme düşen Ali’dir Yüreğim yaralı yaralar başlı Ezelden seven sevişen Ali’dir Ali’dir dünyaya edayı veren Ali’dir sofiye sevdayı veren Ali’dir Yezid’e kavgayı veren Hakka vasıl merdan Ali’dir Mihr-i Yar’ı devlerin savaşında Kendime bend etti on beş yaşında Üç yüz yıldan sonra yedi yaşında İfrit’in bendini çözen Ali’dir Yedinci felekte arslan görünen
Gel öğüt vereyim öğüt alırsan Hizmet eyle gene gülü bulunca Kervan gider sakın geri kalırsın Hemen elden koma yolu bulunca Ölürse de çıkmaz yoldan yol eri Gerçeklerin elindedir yuları Göründü seyreyle akan suları Karışır ummana seli bulursa Arı oldun her çiçekten alırsın Balın damızlığın kande bulursun Yetmiş bin ayete delil olursun Anlayıp da bu manayı
Gel bir pire hizmet eyle Emek zayi olmaz ola Mürşid eteğin mühkem tut Kims’elinden almaz ola Bir işi bitirmek gerek Eksiğin yetirmek gerek Yar ile oturmak gerek Hiç bir şemme göymez ola Bir soyu soylamak gerek Bir açı toylamak gerek Bir dilden söylemek gerek Feriştehler bilmez ola Çabuk bahri olmak gerek Bir ummana dalmak gerek
Benim Pir’im Şah-ı Merdan Ali’dir Sefiller destini tutan Ali’dir Kopardı hayberin kapısın kırdı Kaldırıp arşumana atan Ali’dir Haydar haydar Piri’m Ali’dir Şah Hatay’ım Ali’m mansur darında Hü deyi cebrail serim yardıran Üç yüz yıldan sonra nergiz getiren Nergizi selmana sunan Ali’dir Haydar haydar Pir’im Ali’dir
Gevherin geçmeyen yerde Satma kardaş kerem eyle Lal taşını çay taşına Katma kardaş kerem eyle Gördün bir yerde aşina Her ne dersen öz başına Yol taşını yol kuşuna Atma kardaş kerem eyle Gördünse bir yerde rakip Neylersin yüzüne bakıp Münkiri katara çekip Yedme kardaş kerem eyle Firdevs güllerinden misin İmam kullarından mısın Ali oğulundan mısın
Eya gönül kuşu derler bahar imiş mene ne Bisat-ı ayş ü aceb rüzgar imiş mene ne Diyorlar oldu deli Leyli zülfüne Mecnun Deminde ol dahı bir bi karar imiş mene ne Ahutdı yaşumı devran baturdı kanuma el Bakıyb elindeki dest-i nigar imiş mene ne Lebün zülaline sözdür dükendi ömr-i aziz Hayat-ı Hızr eğer paydar imiş
Mü’minlik bahsin edenin Hırs-u nefsi ölü gerek Hak sıfatın gözleyenin Kıldan ince yolu gerek Kıldan ince yol surettir Suret dahı ibadettir Dünya bir tatlı lezzettir Bundan geçen deli gerek Dil gerektir uyanmağa Hak sırrına boyanmağa Kıl köprüde dayanmağa Kula kudret eli gerek Kudretin öz eli sende Can çıka oynaya tende Hakk’a layık azad bende Hakk’ın
Aşkın kitabını sen al eline Serimize ne yazılmış görelim Selavat kelimesin getir diline Din serverine selavat verelim Din serveri hak Muhammed Alidir Bizden ihtiyarlar bizden uludur hidayet umduğum bektaş velidir Derdimizin dermanını bulalım Sultanım Dertlere derman eylesin Şah İmam Hasan Ummanları boylasın Hüseyn erkan-ı ayın söylesin Sıtk ile kulak tutup dinleyelim Dinle gelen İmamların sesidir
Serime bir sevda geldi Muhammed Ali’den beri Yandı vücudum kül oldu Ta Kalubeli’den beri Ali’nin Fatma Kanber’i Hırka tutunur önleri Severim On İki İmam’ı Atası pirimden beri Hasan’la Hüseyin’i sevdim İkrarım anlara verdim Kafirlerin bütün kırdım Halil-ür-Rahman’dan beri Zeynelabidin yolları Açılır gonca gülleri Bakır İmamlar serveri Severim soyundan beri Muhammed dünyaya geldi Şu alem nur
Ben de bildim benlik yoktur özümde Benliğim müryete saldım ezelden Tuttuğumuz iman ikrar kapısı Bir pirin eteğin tuttum ezelden Şeriat öğrendim bin bir ad içün Hakikat öğrendim ayn-ı zat içün Marifet öğrendim bu sıfat içün Tarikate hizmet ettim ezelden Şeriatın ince yolları vardır Hakikatin derin gölleri vardır Marifetin gonca gülleri vardır Bülbülüm gülşende öttüm ezelden
İçmişem bir dolu olmuşum ayık Düşmüşüm dağlara olmuşum geyik Sana derim sana sürmeli geyik Kaçma benden kaçma avcı değilim Avcı değilim ki düşem izine Kaça kaça kanlar indi dizine Sürmeler mi çektin kömür gözüne Kaçma benden kaçma avcı değilim Sana derim sana geyik erenler Bize sevda sana dalga verenler Dilerim Mevla’dan onmaz vuranlar Kaçma benden