Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Pir Sultan Abdal

Şah-ı Merdan kullarıyız Mevla’dan gayrı değiliz Kanaat ile yürürüz İlla tokuz aç değiliz Evliya gönlümüz aldı Kalbimiz nur ile doldu Gözlerimiz cemal gördü Cennete muhtaç değiliz Evvel biziz ahır biziz Heman leyl-ü nehar biziz Gül açılmış bahar biziz Biz yaz olduk kış değiliz Yüzlerden kırklara erdik Tarikat ehlini bulduk Yedilerden haber sorduk Üçlerdeniz hiç değiliz
Kul olayım kalem tutan ellere Katip arzuhalim şaha böyle yaz Şekerler ezeyim şirin dillere Katip arzuhalim şaha böyle yaz Güzelim ey güzelim ey güzellim ey Allahın seversen katip böyle yaz Dünü gün ol şaha eylerim niyaz Umarım yıkılsın şu kanlı Sivas Katip arzuhalim şaha böyle yaz Güzelim ey güzelim ey güzellim ey Sivas ellerinde zilim
Şu benim sevdiğim şirin sözleri Büyüdü sineme ne dağlar oldu Karınca yükünü fil çekmez oldu Azdı zaman azdı ne çağlar oldu Talib gelmez oldu pir nefesine Elin alıp gitmez oldu yasına Dağlar sindi tepeler duldasına Büyüdü tepeler ne dağlar oldu Talib mi benliği elden salmayan Bahri gibi ummanlara dalmayan Evveli eğnine şallar bulmayan Şimdi atlas
Yanımızda iki melekler gezer Bin hayır biri şerrimiz yazar Kahbe felek bizi aldatır üzer Nerede seyreder andan haber ver Cümlemizin başı Allah’tan ferman İsmail Peygambere indi bir kurban Bir ot biter bütün dertlere derman Ol ot nerde biter andan haber ver Sabahtan gün doğar gün dile doğar Dal boynun eğdikçe rahmetler yağar Bin bir gün
Bir bülbülcük konmuş dağlar başına Sal Allah’ım sal sılama varayım Şahin yuva yapar kendi başına Sal Allah’ım sal sılama varayım Bizim evlerimiz dağdan ötedir Hısım kavim bize ana atadır Yad ellerde kalmak kula hatadır Sal Allah’ım sal sılama varayım Ekili tarlalar nasıl basayım Üzerine birkaç kurban keseyim Bu iş Hak’tan geldi kime küseyim Sal Allah’ım
Döndün mü benden yüzü dönesi Verdiğin ikrara saldım ben seni İkrarı boynuna kement olası Verdiğin ikrara saldım ben seni Zemheride yağan karlar erimez Aşk atına binen gönül farımaz İkrar birdir iki yere verilmez Verdiğin ikrara saldım ben seni İkrar verir ikrarından dönücü Arayıp da kendi gibisin bulucu Batınından değsin Hakk’ın kılıcı Verdiğin ikrara saldım ben
Deli gönül inil inil inleme Kadir Mevla’m hasretime sal beni Viranlıkta görsen baykuş sanırsın Bir hüma kuşuyum sen de bil beni Ulu bezirganım kumar satarım Gök yüzünde uçan kuşu tutarım Yetmiş iki dilden bilir öterim Anın için fark edemez el beni Ak pınarın boz bulanık seliyim Ol sebepten aklım yoktur deliyim Naci derler dört güruhun
Dinleyin aşıklar benim sözümü Felek yaktı kül eyledi özümü Elimden aldırdım körpe kuzumu Her gün kıyamet oğlum diye diye Bir gün kıyamet oğlum diye diye Yakarım yakarım ateşim tütmez Seslerim seslerim bülbülüm ötmez Oğlumun hayali karşımdan gitmez Her gün kıyamet oğlum diye diye Bir gün kıyamet oğlum diye diye Pir Sultan’ım dünya fanidir fani İnsana
Şimdi bizim aramıza Yola boyun veren gelsin Şeriat tarikati Hakikati bilen gelsin Kişi halden anlayınca Hakikati dinleyince Üstüne yol uğrayınca Ayrılmayıp duran gelsin Talib olunca bir talib İşini Mevla’ya salıp İzzet ile selam alıp Gönüllere giren gelsin Koyup dünya davasını Hakk’a verip sevdasını Doğrulayıp öz nefsini Şeytanı öldüren gelsin Pir Sultan’ım ol çelebiye Eyvallahım var
Aç artık dost kollarını Gel ey dostum yavaş yavaş Yol karanlık gözüm görmez Gel ey dostum yavaş yavaş Dardayım gel artık ulaş Muhabbet yolunu dolaş Sensin dost yarama ilaç Gel ey dostum yavaş yavaş Haydar’ı Şah senin adın Bilirim sende muradım Çok peygambere uğradım Gel ey dostum yavaş yavaş Artık bana aç kolları Yağmur geçti
Şu yalan dünyaya geldim geleli Şu gönlümün gamı gitmez dahi ne Sevgili canandan ayrı düşeli Şu çeşmimin yaşı dinmez dahi ne Neylersin sen anın çırağın yakıp Olur olmazların kahrını çekip Dört yanımız aldı engelli rakip Vadesi yetesi olmaz dahi ne Gel dediğim yerde gelir isterim Dur dediğim yerde durur isterim Bir halimden bilir canan isterim
Dereyi aşağı gelir kurd izi Aç kurdun ağzında bir körpe kuzu Mevlayı seversen ağlatma bizi Meleme koyunum vazgel kuzundan Koyun sen kuzunu kuzulamadın mı Sağında solunda gizlemedin mi Aç kurt gelir deyi gözlemedin mi Meleme koyunum vazgel kuzundan Yüreğimin ince sızısı mısın Alnımızın kara yazısı mısın Abdal Pir Sultan’ ın kuzusu musun Meleme koyunum vazgel
Abdal olup şu dağları dolandım Aşdığım dağlara göç eylemişim Kızıl ırmakları bulandırınca Kayalı göllere göç eylemişim Dosta gitmez misin bulasın ilacı Tel tel olmuş siyah ibrişim saçı Hercayi güzele gönül verdim acı Verdiğim gönüle güc eylemişim Bizim efendimiz canlar canıymış Hep güzel olanlar mürvet kanıymış Gün deyip sunduğum har diken imiş Sunduğum ellere göç eylemişim
Gelin hey erenler düğün tutalım Muhammed’in düğünü var Cennet’te Şol mümin kulları davet edelim Muhammed’in düğünü var Cennet’te Orda gözetirler güzel alemi Orada koymazlar katil zalimi Havva Adem ile Meryem gelini Muhammed’in düğünü var Cennet’te Sekiz derler kırktır Cennet kapısı Orda olur müminlerin hepisi Salavattır uluların saçısı Muhammed’in düğünü var Cennet’te Düğüne gelene hülle biçerler
Benden selam olsun gül yüzlü Şah’a Verdiği ikrarda durmuyor talip Her kişi kendine sürek sürüyor Rehberin buyruğun tutmuyor talip Avret erin saymaz talip pirini Faş ettiler erenlerin sırrını Dört kitapta gördünüz mü yerini Tarıksız tercuman biliyor talip İçeri girince beli Hak derler Dışarı çıkınca ikrar yok derler Sen olmazsan mürşit olan çok derler Verdiği ikrardan
Sen de bir elmasın seni taşlarlar Keser budarlar göğsünü haşlarlar Cümle günahların da bağışlarlar Ali’ye terceman gelen elmalar Senin kokun misk kırmızı anber Etinden Fatma kabuğundan Kanber Aslını bilmeyen kabuğun soyar Ali’ye terceman gelen elmalar Aslını bilmeyen kabuğun soydu Cümle peygamberler rengine girdi Elmanın kokusun cennetten aldı Ali’ye terceman gelen elmalar Cebrail elmayı cennetten aldı
Bugün elime almaz oldum sazım Arşa direk direk oldu avazım Dört şey vardır bir karındaşa lazım Biri ilm bir kelam bir nefes bir saz Güzel Ali’m çıksa çıksa salınsa Yorgun aylar gibi doğsa dolunsa Üç şey vardır bir kardeşte bulunsa Biri sabır bir ibadet bir niyaz Cahil olan söyler sözünü bilmez Meydana gelince özünü bilmez
Döndün mü benden yüzü dönesi Ben seni Ali’nin yoluna saldım İkrarı boynuna kement olası Ben seni Ali’nin yoluna saldım Yürü bre yürü yüze gülücü Bizi görüp de yad elleri sevici Boynuna uğrasın şahin kılıcı Ben seni Ali’nin yoluna saldım Pir Sultan Abdal’ım dertlere derman Ayrılık elinden halim pek yaman Şefaat etmesin On İki İmam Ben
Türap ol da gez bir zaman İncinme gönül incinme İleri gerili söze İncinme gönül incinme Türaplık cümlenin başı Daim çiğnenmektir işi Üstüne atarlar leşi İncinme gönül incinme Müminler cennete doldu Münafık meydanda kaldı Bühtan Fatmana’ya oldu İncinme gönül incinme Ali’mdir dünyada hoca Kur’an’da okunan hece Burda alçak orda yüce İncinme gönül incinme Pir Sultan’ım doğan
Mescidim mihrabım üstad işidir Yola secde kılmak farz oldu bize Bir musahip gerek yola gitmeğe Evliya buyruğu arz oldu bize Pir Eşiği Kabe Muhammet mihrap Özün turap eyle dört kapını yap Şu dünya fanidir hem hane harap Güvenme faniye bahara yaza Cehd eyle halini yoluna uydur Yoluna uymazsa emeğin zaydır Nefsine cellat ol canına kıydır