Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Mahmut Erdal

Ey kaşları ebru zülfü siyahım Atma bu sineme taş Leyla Leyla Senden ayrılalı benim sultanım Akar gözlerimden yaş Leyla Leyla Ben ölürsem mezarımı yol eyle İster isen yad ellere el eyle İster köle eyle ister kul eyle Koymuşam yoluna baş Leyla Leyla Kul Ahmet’i gel ağlatma güleyim Ver çevreni gözyaşımı sileyim Bana gel diyorsun nasıl
Nefsine kul olmuş kibirli kişi Özünden benliği silememiştir İçi fitne fesat melektir dışı O kendi kendini bilememiştir Ben bilirim diye atıp tutsa da Riya olur el etekler öpse de Üç yüz altmış beş gün kusur etse de Birgün bile özür dilememiştir Dokunur mideye çiğ yeme pişir Bedeni beynine yük eder taşır Beyhude yorulur döner dolaşır
Aşkın alev oldu yanar içimde Gelde şu halimi görde öğle git Derbederim siyah yoktur saçımda Biçare halimi görde öyle git. Öyle git öyle git nazlım öyle git Ne hallere düştüm geldim gör de öyle git Aramıza girdi bir kara çalı Soldurdu yaprağı kuruttu dalı Uzadı saçlarım mecnun misali Bari şu halime gülde öyle git Öyle
Allah yok demekle ne var edilir Söyleyen dil düşünen baş o işte İnkar eder iken bile gidilir Kişideki tatlı savaş o işte Bir deryaya kuru desen kurur mu Sele sövsen kızmaz amma durur mu Sorma ki rüzgarlar Hakk’a varır mı Bu gökyüzü bu dağ bu taş o işte Uykudaki güzel seraptaki şah Rüyada gerçek yürüdüğün
Nefes harceyleme salma araya Bir özün bilmeze bildiremezsin Müşteri olmadan gelip geçene Gel al demeyinen aldıramazsın Din Muhammet dini taptığın tapı Yıkılır mı hakkın yaptığı kapı Yüz yıl emek çeksen yapılmaz yapı Kumdan duvar örüp kaldıramazsın Aş yağını kavururlar tavada Yavru şaban bekletirler yuvada Ele öğrenmedik kuşu havada Çetindir ben ile indiremezsin Yavru şaban salmaz
Ela gözlü nazlı dilber Sen de olasın da ben(im) gibi Boynun eğri zülfün sökük Sen de olasın da ben(im) gibi Hele dağlar dağlar dağlar karalı dağlar Ok yemiş ben gibi yaralı dağlar Bahçende gülün bitmesin Dalında bülbül ötmesin Doktor (tabib) kapından gitmesin Sen de olasın da ben(im) gibi Hele dağlar dağlar dağlar karalı dağlar Ok
Usandım senin elinden oy oy Deli gönül abdal gönül Gidemem gurbet elinden zalim Deli gönül abdal gönül vay Aşkile kendin öğersin Döner bağrını döğersin Sen kimi görsen seversen zalim Deli gönül abdal gönül vay
El ne bilir yar aşkına yandığım Mecnun’a döndürüp del’eyler beni Aşkın kemendini atar boynuma Bağlar zülüfüne köl’eyler beni (Beni beni beni beni beni beni beni vay) Ateşten betermiş bu aşkın hali Kurutur yaprağı soldurur dalı Bağrım üryan olur Kerem misali Yakar ateşlere kül eyler beni (Beni beni beni beni beni beni beni vay) Beklerim yolunu
Bu ne biçim sevda imiş Sinem kül oldu kül oldu Yar sevmesi bela imiş Zihn-i bal oldu bal oldu Dosttan gelen acı taşlar Değer yüreğime işler Gözlerimden kanlı yaşlar Aktı sel oldu sel oldu Başımdaki garip haller Kurudu elimde dallar Önümdeki düzgün yollar Şimdi bel oldu bel oldu
Dem dem dem dem Ali dem’i Erenler sürüyor erkanı yolu Ya hızır ya hızır ya hızır Dem Ali dem dem Hey erenler bir gül açmış Hicaz’dan Yaprağı Muhammed Deha’sı Ali Gönül demden gezer aşk ile nazdan Menzili Muhammed Pervazı Ali Ya hızır ya hızır ya hızır Dem dem dem Ali dem Tadına doymadım yeşil donunun
Gitme gidenlerinen Boyu fidanlarınan N’olur bir selam gönder Gelip gidenlerinen Gidiyom gidemiyom Sevdim terkedemiyom Sevdiğim pek küçücük Bırakıp gidemiyom Dam başında pıtırak Gelin kızlar oturak Ne oturak ne durak Satılak da kurtulak
Deli gönül hangi dala konarsın ölem konarsın Senin tutulacak dalın mı kaldı gönül dalın mı kaldı Ahu feryad ile niye yanarsın ölem yanarsın Senin tutulacak dalın mı kaldı gönül dalın mı kaldı Yerin yok yurdun yoktur nerde kalırsın ölem kalırsın Her yüze güleni dostun sanırsın gönül sanırsın Bunca derdi sen üstüne alırsın ölem alırsın Senin
Bir civan gibiydim dert yoktu serde Büktün kemendimi dal ettin felek En sonunda duçar ettin bir derde Hastahaneleri yol ettin felek Acı sözler hançer oldu canıma Günde bin dert sıralandı önüme Gelenim yok gidenim yok yanıma Hısım akrabayı el ettin felek Hep günlerim geçti figanda zarda Yıllar oldu haber gelmez o yarda Çağlayan ırmakta ağzın
Hançer midir nedir o bakışların Yareler yareler yareler beni Gönülden gönüle o akışların Pareler pareler pareler beni Mahmut Erdal figan eder güllere Karışayım akıp giden sellere İsmi cismi bilinmedik ellere Süreler süreler süreler beni
Beklerim selamın seher zamanı Ilgıt ılgıt esen yel ile gönder Engel olur ise dağlar dumanı Mektupla geç olur tel ile gönder Aşk ateşi gül sinende coşarsa Firkat gelir ela gözler yaşarsa Irmak kenarına yolun düşerse Bırak boz bulanık sel ile gönder Selviye benzersin dallar içinde Herkes seni söyler diller içinde Eğer dolaşırsan güller içinde Kopar
Gine dertli dertli iniliyorsun Sarı turnam sinen yaralandı mı Hiç el değmeden de iniliyorsun Sarı turnam sinen yaralandı mı Yoksa ciğerlerin parelendi mi Yoksa sana yad düzen mi düzdüler Perdelerin tel tel edip üzdüler Tellerini sırmadan mı süzdüler Allı da turnam telli de turnam Sinen yarelendi mi Yoksa ciğerlerin parelendi mi (Hekimhanlı Esiri’ye ait sözler)
(Mahzuni) Murat bizim aramızda Bayram olur barış olur İnanma sen İbrahim’e Bayram olur barış olur (Tatlı tatlı yarış olur) (Çobanoğlu) Ayrımız gayrımız yoktur Bayram olur barış o olur Bir yetim güldüğü zaman (Bir fakir güldüğü zaman) (Mahzuni) Aktı kanım ılık ılık Biz yalancı kör değilik Aradan kalksa ikilik Bayram olur barış olur (Bir dost dosta