Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Karacaoğlan

Ne dedim ki benden küstün sevdiğim Sana bir tenhada sözüm var benim Kumaş yüküm dost köyüne çözüldü Bir zülfü siyaha nazım var benim Ağ ellere al kınalar yakılır Ala göze siyah sürme çekilir Dost olanlar dost yoluna bakılır Dosta giden yolda izim var benim Karac’oğlan der ki konanlar göçmez Bu ayrılık bizim aramız açmaz Bir
Oturmuş pınara kız ile gelin Onlar birbirine arz eder halin Boğum boğum kınalanmış ak elin Gelin hiç söylemez kız nazlı güzel Tereviyi yuyup kodular taşa Daha ne gelecek sağ olan başa Tülbent yağlık vurmuş şu hilal kaşa Gelin hiç söylemez kız nazlı güzel Altın düğme dikmiş kırmızı yüze Sürmeler çekmiş te mest ala göze Aşığız
Boyunu uzatmış selviye dönmüş Cennet-i alanın gülü bu gelin Söyledikçe şeker akar dilinden Korkarım ki sana göz değer gelin Altına ak geymiş üstüne mavi Ben seni gördükçe olurum deli Ne güzel yaratmış Yaradan seni Korkarım ki sana göz değer gelin Bakın hele şu salınan geline Benim olsa vermem dünya malına Doyup usanmadım tatlı diline Korkarım
Kız da der ki ben bir emlek kuzuyum Anamın babamın iki gözüyüm Şu dağlarda Mahmut Beyin kızıyım Yiğit ister koldan kola sarmaya Oğlan der ki öğünme kız öğünme O sözlerin geldi girdi beynime Sıva kollarını dola boynuma Yiğit meramından can kurtarmaya Kız der ki ben bir gözü karayım Yiğidin başına gelen belayım Tunçtan yapılmış da
Dinlen ağalar birim birim söyleyim Ak yar ile muhabbetim düzgündür Değmiş m’ola bir kötünün elleri Ak göğsünün düğmeleri çözgündür Niçin bir gider bir döner bakarsın Her bakışında canımı yakarsın Al yanak üstüne sünbül takarsın Saç bir yana zülüflerin bozgundur Zalım engel girdi aman araya Kömür gözlüm ben varamam oraya Devre melhem vurdun gene yaraya Onun
Şunda bir yavruya meyil aldırdım Alıp oynamalı sel kenarında Geyinmiş kuşanmış dürlü libası İnce kemer bağlı bel kenarında Yüzüne vurduğum sırmalı peçe O yare ettiğim emekler hiçe Belki güzellerin kervanı geçe Baççıyım beklerim yol kenarında Sırma sandım kirpiğini kaşını Delik deşik ettim sinem başını Uzadır boyunu arar eşini Bir tek suna gördüm göl kenarında Karac’oğlan
Gönül verdim bir güzele ne çare Aslı Andırınlı nazlı bir gelin Mevlanın aşkına öldürme beni Azıcık karşımda dur nazlı gelin Yaşa nazlı gelin sen binler yaşa Sevdalar getirdin sen cahil başa Bilmem aya benzer bilmem güneşe Parlıyor cemalin nur nazlı gelin Nazlı gelin güzellikte birinci Ağzı elmas kutu da dişleri inci Koynunda yetirmiş narı turuncu
Annacımdan gelen şu mavi donlu Kaldırmış kollarım toz gele deyü Kendi kendin yad illerden saklayu Bir ağzın bilmezden söz gele deyü Ilgıt ılgıt bir yel esti Urum’dan Gam kasavet kalkmaz oldu serimden İl bir yana dönse geçmem yarimden Çığrışır engeller vazgele deyü Deniz kenarında biten hurmalar Siyah yüzüm mah yüzüne burmalar Gök yüzünde katarlanmış turnalar
Nedendir suna boylum nedendir Şu geceki benim uyumadığım Çetin derler ayrılığın derdine Ayrılık derdine doyamadığım Dostun bahçesine bir hoyrat girmiş Gülünü toplarken fidanın kırmış Şunda bir kötünün koynuna girmiş Şu benim sevmeye kıyamadığım Kömür gözlüm seni sevdim sakındım İndim has bahçeye güller sokundum Bilmiyorum nerelerine dokundum Belli bir haberin alamadığım Karac’oğlan der ki yandım ben
Kömür gözlüm bir gün sende Del’olasın bencileyin Elin işine varmasın Ar(a) yerde kal bencileyin Bakçanda gülün bitmesin Dalında bülbül ötmesin Cerrah kapından gitmesin Yaralı ol bencileyin Bakçada biten gül olsun Dalda öten bülbül olsun Sokaklarda sel sel olsun Gözün yaşı bencileyin Kızın yoluna uğradım Cebine şeker doğradım O söyledi ben ağladım Dertli imiş bencileyin Karac’oğlan
Hama’dan ulanır Rakka’nın yolu Aşar gelir yaylasından bir güzel Halep diyarından geçin Beş Deli Aşar gelir yaylasından bir güzel Güz geldi aşiret göçmeye başlar Karayurt Türkmeni Urumda kışlar Lahuri fes giyer simi zer saçlar Aşar gelir yaylasından bir güzel Yedeğinde bir Puhur’u çekerek Sayasının topuğuna basarak Sevdiğine ela gözü kısarak Aşar gelir yaylasından bir güzel
Seherden uğradım ben bir geline Bal bulaşmış dudağına diline İkrar verdiceğin kavil yerine Salını salını gelmen mi gelin Salını salını gelir bir gelin Bizim köye uğramaz mı hiç yolun Güzel olan bilir dostunun halin İnsaflı kullardan olman mı gelin Yiğit olan yiğit dağda yaslanır Deli gönül böyle kalmaz uslanır Yar koynunda bir çift meme beslenir
Ağ elleri sala sala gelen yar Nasıl geçireyim seni ele ben Ben bir şahin olsam sen bir balaban Taksam cırnağımı gitsem çöle ben Koyunları kuzu ile karışık Yüze küskün ama kalbi barışık Siyah perçemi zülfü dolaşık Yeni düştüm düzen tutmaz tele ben
Dört kitaptan başlayalım elife Bir isim yazılmış kuldan ziyade İbrişim saçında eğmeli zülüf Sırmalar karışmış telden ziyade Eğdirme kaşını bakmam yüzüne Ben gibi ataşlar düşsün özüne Yemesem içmesem baksam yüzüne Şekerden kaymaktan baldan ziyade Kaşların göz ile eyliyor cengi Söyleşir yavrular koç yiğit dengi Çiçekte meyvede yoktur menendi Laleden kırmızı gülden ziyade Aşık da aşığı
Salını salını gel kız yanıma Salınıp gelişin benzer hanıma Sen ne diyon aşkın benim canıma Del’ediyon öldürmüyon ne fayda Döşüne vurmuşsun beyaz halıyı Ahmak buldun söylediyon deliyi Elin ile doldurduğun doluyu Dilin ile doldurmuyon ne fayda Beni görüp yönün öte dönersin Bülbül gibi daldan dala konarsın Sen de benden daha beter yanarsın Utanıyon bildirmiyon ne
Behey ala gözlü dilber Senin göğnün seyrandadır Ben ağlarım sen gülersin İman senin nerendedir Kaşların kurulu yaydır Yüzün bedirlenmiş aydır Koynuna girmek kolaydır Hesap gülün derendedir Güzel bell’olur tacından Hiç yük ağlar mı bacından Dünyada densiz ucundan Sefil baykuş virandadır Karac’oğlan der vardığım Dertli sinemi deldiğim Suç senin değil sevdiğim Sana meyil verendedir
Bugün ben yarimden ayrı düşeli Her günüm bir yıla döndü gidiyor Gene zindan oldu dünya başıma Sinem ateşlere yandı gidiyor Hayal hayal oldu şu bizim iller Dostun bahçesinde açıldı güller Her seher her seher öter bülbüller Aşkı bu serime kondu gidiyor Artık didem yaşı oldu revane Bir ateş koyudu şimdi cihane Bir selam iletin bizim
Gurbette ömrüm geçecek Bir daracık yerim de yok Oturup derdim dökecek Bir münasip yarim de yok Uçtu genç şahinim uçtu Kaçarak deryayı geçti Gönlüm bir güzele düştü Sarf edecek malım da yok Koyverin kuşu turnaya Yarin durağın bulmaya Soyundum derviş olmaya Hırka ile şalım da yok Dünya Karacaoğlan fani Toprak emer tatlı canı Hastalandım ilaç
Yar elinden ben bir dolu içmişim Deli eder sarhoş eder benk eder Genç yaşında taze civan sevmeyen Dünyasından hayvan gelir bön gider Taşra çıkma yavrum yakar gün seni Sayamam gerdanında ben seni Bu gün yad ile gördüm ben seni Yoktum deyü yemin eder and eder Benim yavrum ahvalinden bilirken Açılan güllerden irenk alırken Sabahın vaktında
Sabahtan uğradım ben bir geline Bal bulaşmış dudağına diline Kavil koducağım kavil yerine Salınıp fırlanıp gezmen mi gelin Sırtına geyinmiş al ile moru Seni seven yiğit neylesin malı Geyinmiş kuşanmış ibrişim şalı İnce belli şal kuşaklı bir gelin Karac’oğlan züğürt düşmüş geziyor Gören aşıkların bağrını eziyor Herkes sevdiğin deftere yazıyor Sen de beni defterine yaz