Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Karacaoğlan

Sular akar ağ ırmaktan İlik akar on parmaktan Öldüm yare yalvarmaktan Kurtar canım al Allahım Keskin idim bıçak gibi Salınırdım koçak gibi Vaktı geçmiş çiçek gibi Sarardım soldum Allahım Kasaplarda olur satır Ara yerden kalkmış hatır Yarimi buraya getir Ya beni oraya sal Allahım Çağır Karac’oğlan çağır Taş düştüğü yerde ağır Kişi sevdiğinden soğur Kurtar
Turunç memelerin seyran edeyim Kerem eyle ak göğsünü açındı Aç güzel göğsünü bayram edeyim Siyah zülfün mah yüzüne saçındı Piyadedir benim yarim piyade Kendi küçük amma aklı ziyade Kınalı ellerle konmaz mı bade Yar doldursa dese bana içindi Aşkın şarabını içip kandığım Divan’olup aşk oduna yandığım Yeter oldu yarim beni emdiğin Yeter oldu bir kere
Nasıl medhedeyim şöyle güzeli Elinde bergüzar gül ile oynar Alma yanak kiraz dudak diş sedef Espir ala gözler mil ile oynar Cennete misaldir göğsünün ağı Sineme basdın da ataştan dağı Korkarım ki yad el bekler bu bağı Bülbül eğlencesi gül ile oynar İnciden mercandan beyaz yanağı Meles gömlek koç yiğidin konağı Seher vaktı ıssız koyma
Baktım kızın gül aynına İnciler takmış boynuna Zemheride gir koynuna Kızın koynu yaz veriyor Aslın sordum pek yıradın Sandım cennetteki kadın Şu yalan dünyanın tadın Ala gözlü kız veriyor Karac’oğlan görür ise Yar salınıp gelir ise İller elli verir ise Gönlüm ona yüz veriyor
Gam kasavet çekme divane gönlüm Her zaman da dünya başa dar olmaz Yıkılıp düşene gülme sakın sen Yiğit düşüp kalkmayınca belli olmaz Avluda bağlıdır yiğidin atı Her nere varırsan söylenir medhi Altına batırsan eyi olmaz kötü Aslı ham demirden cevherden olmaz Yiğit olan yiğit biner atlanır Kötüler de her cefaya katlanır Yiğit gölgesinde yiğit saklanır
Seherden uğradım dostun köyüne Hoş geldin sevdiğim in dedi bana Tomurcuk memesin verdi ağzıma Yorgunsun sevdiğim em dedi bana Benim yarim bana yalan söylemez Söylerse de gıybetimi eylemez El yanında ikrarını söylemez Elleri uyut da gel dedi bana Mestine de deli gönül mestine Aşık olan gül gönderir dostuna Telli mahramasın attı üstüme Terlisin sevdiğim sil
İptida yürüyüş oldu Bağdat’a Sıçradı hendeği geçti Genç Osman Vuruldu bayraktar kaptı bayrağı İrişti bedene dikti Genç Osman Kurşunlarım yağmur gibi yağarken Tütünlerim gök yüzünde dönerken Yıkılası Bagdat seni döverken Şehitere serdar oldu Genç Osman Eyerlensin kır atımın ikisin Fethedeyim düşmanların hepisin Sabah namazları Bağdat kapısın Mevla izin verdi açtı Genç Osman Getirin de Genç
Poyraz yeli esme bağrım eziktir Yolum yurda gider etme yazıktır Geçti yazım güzellerle yaylada Şimdi kış mı bilmem hava bozuktur Havalanmış turnalar da ötüşür Yol almışlar sahillere yetişir Eğlen gönül eğlen hava yatışır Bulutların önü köşel çiziktir Karac’oğlan der ki yolum Mardin’de Kaldım karlı şu dağların ardında Bir suna da bu mihricanın derdinde Yıldız durur
Evvel sen de yücelerden uçardın Şimdi enginlere indin mi gönül Derya deniz dağ taş demez geçerdin Karadan menzilin aldın mı gönül Yiğitliğim elden gitti yel gibi Damağımda tadı kaldı da bal gibi Hoyrat eli değmiş gonca gül gibi Bozulmuş başlara döndün mü gönül Hasta oldun yastığını istersin Kadir Mevlam sağlığını göstersin Cennet-i aladan bir köşk
Sabahtan uğradım üç beş güzele İçinde birisi selviye benzer Kimi reyhan kimi nergiz kimi gül Ummuhan’ı gözde sürmeye benzer Ayşe’yi dersen de Eşe’nin eşi Uzun boyları da ufaktır yaşı Irahma çarşının türlü kumaşı Ummuhan’ı telli sırmaya benzer Beni yakıyor da birinin gözü Küçüksün Fadime’m çekemen nazı Elif’in gölleri ördeği kazı Ummuhan’ı telli turnaya benzer Karacaoğlan
Ala gözlü benli dilber Düşüp sevdana yanayım Zülfüne bir dokunayım Garbtan eser yel et beni Sakla beni bucağında Can vereyim kucağında Odun olam ocağında Yak od’una kül et beni Karac’oğlan der neyleyim Güzel sinende yaylayım Her hizmetin ben eyleyim Divanına kul et beni
Sabahtan çıktım da seyran yerine Ay yıldız karşımda salınıp durur Kadir Mevla’m ben günahkar kulunum Defterim elinde dürülüp durur On iki yıldızın üçü terazi Karıştı ülkere gitti birazı O mahşer yerinde ararlar bizi Hak mizan terazi kurulup durur İki derler bu dünyanın kapısı Yerden göğe inmiş anın yapısı Korkulu yollarda sırat köprüsü Ummanın üstünde salınıp
Kula da sevdiğim kula Kolunu boynuma dola Sarılalım ince bele Bülbüller öttüğü zaman Kaç güzel karşımda durma Ölürüm kanıma girme Yüzünü benden çevirme Yanına vardığım zaman Yolunu ayırma benden Gönül vazgelir mi senden Meğer can ayrılsa tenden Senden ayrıldığım zaman Karac’oğlan el duymasa Yanımda engel olmasa Üç gece sabah olmasa Sarılıp yattığım zaman
Başı al valalı sürmeli gelin Elinden bir bade doldur da yürü Sen beni düşürdün mihnete derde Çok ağlattın beni güldür de yürü Ak göğsün de görünmüyor düğmeden Kara zülfün ak gerdana eğmeden Gonca güle hoyrat eli değmeden Topla yanağında soldur da yürü Ak göğsünde düğmelerin çitinsin Güzeller içinde ahdı bütünsün Bilmem na-mahremsin bilmem hatunsun Puşuyu
Vaktin geçmiş farımışsın sevdiğim Hubluğunda benim idin bir zaman Gece gündüz ben derdinden ölürken Can içinde canım idin bir zaman Alnında perçemi teller sanırdım Yüzünde kırmızıları güller sanırdım Ben seni el değmedik güller sanırdım El değmeden benim idin bir zaman Her sabah da at uğratayım kapına Kerpiç olayım duvarına yapına Sen güzelsin kul olayım kapına
Evveli yalan dünyaya Kur’an m’indi hece m’indi Haydin danışak alime Gündüz m’indi gece m’indi Melekler safa düzüldü İblis’in bağrı ezildi Dört kitap nerde yazıldı Yoksa gökten hoca m’indi Melekler Mevla’nın hası İblis ona oldu ası Gökten ol kudret lokması Toka m’indi aca m’indi Karac’oğlan söyler ırdan Destur aldım ben bir pirden Beytullah’ın üstü nurdan Beyte
Cennet cehennemi yoktur diyenler İl hakkını alıp haksız yiyenler Al yeşil konaktan hükm’eyleyenler Dur bakalım canım beyler kalır mı Karacaoğlan her cefayı biliyor Sualciler yedi yerde soruyor Yetmiş iki millet arya giriyor Dur bakalım canım dağlar kalır mı
Ala gözlerini sevdiğim dilber Gel kara zülfüne kullar olayım Ak memeler domur domur terlemiş Sil kara zülfüne kullar olayım Kutnu zıbın geyme dedim geyindin mi El sözüne uyma dedim uydun mu Seni bana vermediler duydun mu Bil kara zülfüne kullar olayım Keklik gibi taştan taşa sekersin Top kuş gibi geri dönmüş bakarsın Beni görsen kaşın
Kısmet olup ben bu ilden gidersem Sen de bu illerde kal kara gözlüm Gurbet ilde kem haberim duyarsan Başının çaresin bul kara gözlüm Aşık bilir aşıkların hevesin Kömür sandım yar başının karasın Yoksa sen kapına kul mu ararsın İşte ben kapına kul kara gözlüm Aşık bilir aşıkların suçunu Cennet sandım yar koynunun içini Tarayıp zülfünü
Terkedeyim seni hey kaşı keman Vefası olmayan yarda nem kaldı Hiç mi yok sevdiğim göğsünde iman Beni mecnun eden yarda nem kaldı Felek benden beter etsin halini Ben ölürsem yadlar sarsın belini Garip bülbül güle versin meylini Figanım artıran yarda nem kaldı Akar gözüm yaşı bir dem silinmez Ko başım sağ olsun yar mı bulunmaz