Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Hasan Erdoğan

Neyleyim dünyanın dolu malını Ağlayıp yandığım hep senin için Gözlerim yollarda bunca senedir Ağlayıp yandığım hep senin için İntizar eyledim kaldım yollarda Leylasız Mecnun’um koydun çöllerde Adı bilinmeyen garip ellerde Yanıp dolaştığım hep senin için Yakıp ateşine düşürdün nâra Dost bulunmaz gelip yaramı sara Ne bilem derdime bulasın çare Yanıp dolaştığım hep senin için
Kader diye yazı yazan feleğin Tutup yakasını yolasım gelir En sevdiği kula vermiş çileyi Tutup yakasını yolasım gelir Tükenmez dertlere koydu bak beni Felek unutturdu sevdiğim seni Kuş olsam bir dala kondurmaz beni Tutup dallarını kırasım gelir Elden ele gezen döndüm bir pula Ah gurbeti geldim tanınmaz hale Sonu bulunmayan düşürdü yola Tutup yakasını yolasım
Boşuna dert yanma ele Vefalı dost tanı şimdi Arayan soran bulunmaz Vefalı dost tanı şimdi Bülbül gibi düştüm zara Gülmez benim bahtım kara Çareni sen sende ara Vefalı dost tanı şimdi Azmış yaram kimse sarmaz Yol uzadı dosta varmaz Kötü günde halim sormaz Vefalı dost tanı şimdi Gariplerin çilesi çok Dost deyip taş vuranı çok
Zati felek ile yoktur ki aram Gün gelir ki doğmamışa dönerim Ben de ister idim gülüp oynamak Bir gün olur doğmamışa dönerim Sırada bizim eller sırada Kimisi göç etmiş kimi burada Bir baba yurdum var olmuş harabe Gün gelir ki ben yurduma dönerim Yazardım derdimi kendi halimce Hep beni kınarlar derdim açınca Erdoğan sıladan ayrı
O yar göçmüş viran kalmış yurtları Bilmem ki yolculuğu hangi diyara Terk eylemiş tarlasını köyünü Bilmem ki yolculuğu hangi diyara Aşmış gitmiş duman gibi yel gibi Sanki kimsesi yok garip el gibi Issız koymuş vatanını çöl gibi Bilmem ki yolculuğu hangi diyara Kimse bilmez Erdoğan’ın derdini Dağıtmışlar yuvasını yurdunu Gideceği yere haber verdi mi Bilmem
Vefasız dost hal bilmezin biriymiş Feryadıma dağlar taşlar uyandı Başıma sardığın bunca dert yeter Feryadıma dağlar taşlar uyandı Hakikatli gönül severse caymaz O vefasız geçen günlerim saymaz Sandım ki sesimi kimseler duymaz Feryadıma dağlar taşlar uyandı Sapladın sineme hançer ile ok Bir derdim var idi şimdi binden çok Kimseden kimseye baktım fayda yok Feryadıma dağlar
Felek senin çarkın böyle Hep mi tersine dönecek Bütün asırlar boyunca Hep mi tersine dönecek Felek elinden ben şaştım Zalimin elinden şaştım Aldın gül yüzlüm elimden Ellerin dilinden şaştım Baktım kullar hep çilekeş Doğması zor batmış güneş Yoksula bir zengine beş Hep mi tersine dönecek Felek elinden ben şaştım Zalimin elinden şaştım Aldın gül yüzlüm
Boşuna gözyaşı dökme sevdiğim Ağlamanın sızlamanın karı ne Ağlamada kim ne görüp ne bulmuş Yad ellere dert yanmanın karı ne Kesildi takatim dizler yürümez Enginleri kara duman bürümez Yel vurur gün doğar gene erimez Yaz baharda yüce dağın karı ne Engelleri kaldırsalar aradan Derde derman verir mi ki Yaradan O yarin giydiği sade karadan Çile
O dost beni atmış bakın Uzak dağların ardına Sahipsiz kullar misali Atmış dağların ardına Başım alıp nere gidem Bitmez derdim bitmez çilem Benim derdim bugün değil Bırakın ben yare gidem Gülün dallarını kırmam Sensiz bu cihanda durmam Ondan başkasını sarmam Atmış dağların ardına Başım alıp nere gidem Bitmez derdim bitmez çilem Benim derdim bugün değil
Düşenin elinden kimse tutmazmış Yaralarım çıban oldu baksana Benim günüm geçti ah u zarınan Ömrüm yataklarda geçti baksana Derman aranır mı zalim kullarda Boşuna yürüdüm uzun yollarda Soran olmaz garip kullar ne hâlde Tanınmaz hallere geldim baksana Sarı telli sazım giymiş karayı Neyleyim Hasan’sız tahtı sarayı Yol eyleyen çoktu önce burayı Yiyip içen gelmez oldu
Ben felekten davacıyım Kaybedecek neyim kaldı Kem talihim kötü kader Kaybedecek neyim kaldı Neyim kaldı neyim kaldı Kaybedecek neyim kaldı Dertlerim hep ayan beyan Olmadı sesimi duyan Atlı idim kaldım yayan Kaybedecek neyim kaldı Neyim kaldı neyim kaldı Kaybedecek neyim kaldı Hasan nedir bunca efkâr Gerçeği gör etme inkâr Çok gezdim dost diyar diyar Kaybedecek
Şu zalim günlerden bıktım usandım Geçen günler birbirini tutmuyor Doğduğuma yüz bin defa pişmanım Geçen günler birbirini tutmuyor Nazlı yarde bütün idi bu ahdim Daha bundan sonra gülmez ki bahtım Yıkıldı sarayım virane tahtım Geçen günler birbirini tutmuyor Erdoğan’ım bu derdime ne derler Mekan oldu gurbet elde bu yerler Bağımdaki gülü yolmuş yad eller Geçen
Ben beni unuttum bende değilim Şaşırdım yolumu deli ettiler Koştum ki yetişem dostun ardından Gözyaşımı bahar seli ettiler Ah ben nidem gülüm ben nasıl edem Ayrılığın çok zor ben nere gidem Bağıma diktiler incir ağacı Yanıyor yüreğim bitmez bu acı Lokman’da hekimde yoktur ilacı Dermanı bulunmaz deli ettiler Oy ben nidem soysuz ben nasıl edem
Kula boyun büke büke Ne hallere geldim eyvah Vazgeçtim kendi kendimden Ne dertlere düştüm eyvah Baktım kara alın yazım Kimse çekmiyor bu nazım Dermansızım takatsizim Ne hallere düştüm eyvah Erdoğan’ım olmuş olan Çiledir yanıma kalan Umutlarım oldu yalan Ne hallere düştüm eyvah
Dökersen derdini bir bilene dök Cahile sır açma dedim bin defa Her yüze güleni dost deyi kanma Aldanma ellere dedim bin defa Bin defa ölem bin defa Bin defa cahil bin defa Sarmaşık gül açmış yoktur kokusu Ben seni sevmişim inan doğrusu Sende hiç mi yoktur Allah korkusu El sözüne gitme dedim bin defa Bin
Savcı bey koluma zincir Vurdun amma kim çözecek Bana her gün binbir tuzak Kurdun amma kim çözecek savcı bey Görmüyor hiç gerçek şeyi Adalet burda yok deyi Prangayı kelepçeyi Vurdun amma kim çözecek savcı bey Hasan seni Hak koruyu Zalimler boşa yoruyu Akla gelmeyen soruyu Sordun amma kim çözecek savcı bey
Vurur seni yerden yere Dost feleğinen yarışma Sırrına sır erdirmek zor Dost feleğinen yarışma Dost Ali nerde Dost Veli nerde Dost Pir’im nerde dost Çokları puta tapıyı Sendeki canlı yapıyı Açar kapalı kapıyı Dost feleğinen yarışma Dost Ali nerde Dost Veli nerde Dost Hünkâr nerde dost Kuşlar Hak deyi ötüşür Sesi menzile erişir Candan çağırsam
Beni her gün söyleyenin uğruna Koskoca dünyayı yıkar giderim Sevdiğimden haber getiren olsa Koskoca cihanı yıkar giderim Aman giderim giderim Valla başım alır bu cihandan giderim Valla bu diyarları terk eder geçer giderim Bu ne ha sevdiğim bu nasıl çile Bir gün derdimi yaz getir dile Dermandan takatten kesilsem bile Koskoca dünyayı yıkar giderim Aman
Sen bu sevdamıza da bitti demişsin İnan ki ben seni de öldü sayarım (yar daha gelmez sayarım) Söz etmiş derdime de derman olamaz O zaman ben seni de öldü sayarım (tövbe dönmez sayarım) Buluşum zor yitirişim tez oldu Ayrılığın sebebi kimler oldu Anlamadım dünya senin mi oldu İnan ki ben seni de öldü sayarım (yar
Güzel senin derdin ile İnan bir gün öleceğim Dönüp bir baksan yüzüme Senin için öleceğim Bahar çiçeğini bilsin Billah ömrümün gülüsün Bana deme sen delisin Derdin ile öleceğim Ne zaman murat alırım Kız seni benim sanırım Her nerde görsem tanırım Derdin ile öleceğim Hasan’ı derdi söyletir Dost ömrün boşa tüketir Kırk dereden su getirir Bir