Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Davut Sulari

İnsan ruhunu tazeler Minareci kasetleri Söylenir dillerde gezer Minareci kasetleri Aman Allah aman Allah Her tarafa adım yolla Her tarafa söz erdirdi Çok şirketleri durdurdu Kalplere ferahlık (saadet) verdi Minareci kasetleri Aman Allah aman Allah Gurbet elde beni kolla Avrupa’ya ünüm saldım Almanya’yı ele aldım Hollanda’ya haber saldı Minareci kasetleri Aman Allah aman Allah Gözden
Şu dünya içinde ben aciz kulun Fikirlerdir bilmeseler ne çıkar Hakkın selamım geçerken yolda Dönüp bana vermeseler ne çıkar Dost ile dost bir menzile yeterken Bir kenarda durup kendim beklerken Yüz bin dertle bir yatakta yatarken Kapım açıp sormasalar ne çıkar Davut Sulari’ye bade erince Ezirail başucuma gelince Birgün can cesetten ayrı kalınca Beş arşına
Ey hamamcı bu hamama güzellerden kim geldi İnce belli dudu dilli şeker hallı yar geldi Yar yar yar yar yar Al hançeri çal sineme Gör sinemde neler var yar yar Hamamın göbek taşına üç gelin bir kız geldi Hamamın kubbesini hoş bir sedadır aldı Yar yar yar yar yar Al hançeri çal sineme Gör sinemde
Benden sorulursa aşık olanlar Manen pir elinden dolan aşıktır Meclis olup değerini bulanlar Kendi cenazesin kılan aşıktır Kişisel olanı kainat tanır Darb-i aşk olanlar cihan dolanır Gahi berrak akar gahi bulanır Olgun mertebede kalan aşıktır Ben aşık değilim yoksul ozanım İçimde dert kaynar bünyem kazanım Bazı yalçın dağım bazı sazanım Davut Sulari’den kalan aşıktır
Küstürdüm barışamam Ayrıldım kavuşamam Göz açtım seni gördüm Yadınan konuşamam Dert bende yare bende Dert bende kare bende Ey olmaz yare bende Yuvasız kuşlar gibi Kalmışım perakende Bu dağın ensesine Uyandım yar sesine Yarim keklik ben avcı Düşmüşem ensesine Dert bende kare bende Ey olmaz yare bende Yuvasız kuşlar gibi Kalmışım perakende Ben garip eşim
Durnam gelir bizim elden Yeni kalkmış ağır gölden N’olur konuş bizim dilden Üç telli dört telli beş telli durnam Sen olmaz isen buralarda durmam Sen olmaz isen ben sensiz olmam Durnam ey durnam ey yaralı durnam O kara gözler haralı durnam Durnam arşta pervaz eyle İn Düzgün’ü niyaz eyle N’olur aşkı dilden söyle Üç telli
Gahnut yaylasından aşarken yolum Gördüm ki yaralı ağlar bir ceylan Avcı vurmuş kanları durmaz akar İnilder sızıldar ağlar bir ceylan İki yavrusu var dağlar meralı Kudretten kaşı gözü turalı Meleşirler anaları yaralı İnilder sızıldar ağlar bir ceylan Davut Sulari der olmuşum nökar Ceylan avuç avuç gözyaşı döker Bizim yaylalarda sürüyle gezer İnilder sızıldar ağlar bir
Şebge’nin kavakları Dolu gider arkları Karşıdan görünüyor Dedemin konakları Va lele lele lele hanım Gel otur benim canım Erzincan’da bağlarım Çalar söyler ağlarım Böyle yaşamaktansa Ölene dek yanarım Va lele lele lele hanım Gel otur benim canım
Kız senin derdinden derbeder oldum Derdi derunumu sor da öyle git Hasretinden Mecnun misali oldum Ne hale düşmüşüm gör de öyle git Maşuk olan aşığına küser mi Gül yerinde kara çalı biter mi Aslan yatağında tilki yatar mı Gözle on ikiden vur da öyle git Ağırgöz dağından Gahnut yaylası Hangi gül inlesin hoştur havası Gel
Şu havayı gönül payedarından Yarana elveda edelim yeter Yedi nar sunanlar yandı narından Cehennemde çıkıp gidelim yeter Payedar eyledi gönlümdeki his Dünyada insanın düşmanı nefis Başıma toplanan kemalli meclis Aşk ile muhabbet tadalım yeter Ben dervişem hoşça kervan düzmüşem Gönlüm bahar yeli gibi sezmişem Dalgıcım aşk deryasında yüzmüşem Naz etme ey bülbül sedalım yeter Davut
Yar senin derdinden derbeder oldum Derd-i derunumu sor da sonra git Hasretinden Mecnun misali oldum Ne hale düşmüşüm gör de sonra git Aşık olan maşukunu atar mı Gül yerine kara çalı biter mi Aslan yatağında tilki yatar mı Gözle on ikiden vur da sonra git Ağırgöl Dağı’nda Gahmut Yaylası Hangi gün inersen hoştur havası Gel
Kararmış vicdanız oklar atarsız Mustafa’nın göz nuruyum vurmayın Benden geçip Muaviye’yi tutarsız Murtaza’nın göz nuruyum vurmayın Ninem Hatice’dir anam Fatime Kastetmeyin benim gibi yetime Aç kurt gibi susamışsız etime Evliyanın göz nuruyum vurmayın Yetmiş bir kişidir evlad ü ıyal Mehmet’le Hürşehit yetmiş üç herhal Hanem harap oldu mal ile melal Şühedanın göz nuruyum vurmayın Davut
Yar sevmesi sevaptır Özüm sana turaptır Bir busecik ver dedim Dudaklan şaraptır Sarıldım ince bele Düşürdün beni dile Sorun bülbülü güle Kuş dilinden hitaptır Sence bu aşk hiç midir Yüzün görmek güç müdür Seni sevmek suç mudur Siyah zülfü nikaptır Davut Sulari sana Daha ne kadar yana Dön yüzünü bu yana Özüm sana turaptır
Havalanmış gönlüm Dönüyor bugün yine Gidecektir yara diye Sevdim ayrılamam niye Olamam olamam Ben o yarsız olamam Evlerinin önü halı çimenli Bugün yar gözlerin nemli Sevgiden mi meyi demli Bilemem bilemem Ben o yarsız bilemem Olamam olamam Ben o yarsız olamam Davut Sulari’ye sorsalar Bu aşk nedir Aşk öğretti yüzü bedir Sinesi cennette sedir Gelemem
Hele bu dünyadan göçmeyen kimdir Ebedileşip de kalanı sorun Ecel şerbetini de içmeyen kimdir Dünyadan muradın alan sorun Yedi yıl benimle gezdi Beyhani Sorun benim Haydar Ağbaba’m hani Sonunda Veysel de terk-i cihanı Etmeyip ebedi de olan gösterin Nice hükümdarlar sultanlar geçti Hepsi aynen ecel şerbetini içti Kimisi kefensiz toprağa düştü Baştan başa mamur olan
Aman kara taş kara taş Yaktı beni kara göz kara kaş Kara taşın her yanı (yavrum) Coşturuyor insanı Kilisliler bekliyor (güzelim) Gelsin diye nisanı Aman kara taş kara taş Yaktı beni kara göz kara kaş Kara taşın yeşili (yavrum) Yaraların deşili Ayrılık yolculuk var (güzelim) Salla bana mendili Aman kara taş kara taş Yaktı beni
Yakut Yaylasından Asarken Yolum Gördüm Ki Yaralı Ağlar Bir Ceyran Avcı Vurmuş Kanları Yere Akar İniler Sızılar Ağlar Bir Ceyran Çifte Kuzusu Var Dağlar Maralı Kuduretten Kaşı Gözü Karalı Avcı Vurmuş Anaları Yaralı İniler Sızılar Ağlar Bir Ceyran Davut Sulari’yem Olmuşam Nöker Ceyran Avuç Avuç Gözyaşı Döker Bizim Yaylalarda Sürüler Yatar İniler Sızılar Ağlar Bir
Dünya arsızındır hey hey fırsat pirsizin Rağbet yalancının da refah hırsızın Azap yoksulundur hey hey göçük yersizin Sararıp da solmak solmak reva mı bize Aradan kalktı mı hey hey hürmetle hatır Gelen günler geçen geçen günü aratır Mazlum Davut Sulari’yi ağlatır Sefil sergan olmak olmak reva mı bize
Yaban gülü müsün sarp kayalarda El değmeden solacağın belliydi Ey vefasız derde saldın başını Taştan taşa çalacağın belliydi A güzelim nerde kaldı o günler Pişman olmuş yataklarda iniler Kara çalı gül olamaz demiştim Üç beş katre sel olamaz demiştim Elin oğlu yar olamaz demiştim Melül mahzun kalacağın belliydi A güzelim nerde kaldı o günler Pişman
Tarihte bir büyük onur bıraktı Şimşekler misali çaktı Atatürk Yurda giren düşmanların üstüne Bir şahin misali aktı Atatürk Güzel Ankara’yı başkent yapışı Kocatepe’ye şahlanıp çıkışı Türklüğün hükmüyle ordu akışı Düşmanı denize döktü Atatürk Vatan toprakların geriye aldı Sulari der Türk gençliğine kaldı Bütün dünya milletleri hep bildi Ay yıldızlı bir bayraktı Atatürk
12